TARAKLI AJANS �nternet Gazetesi - Tarakl� Haberleri - G�ncel - Politika - Siyaset - Spor - Ekonomi - Ya�am - E�itim - K�lt�r - Sa�l�k - Forum - Blog

Kalem

Abdurrahman ZEYNEL

Tarihi Eserler VeE Ses Kirliliği

 
A
A
A
A
A
A
A
Tarihi Eserler VeE Ses Kirliliği

SES ENERJİSİNİN FİZİKSEL ÖNEMİNİ VE İNSANLARIN DİKKAT ETMELERİ ESASI ÜZERİNDE ALGI OLUŞTURMAK.


          Denebilir ki nereden çıktı bu
ses kirliliği! Hepimiz şimdiye kadar çevremizde bulunan kirlilikleri az çok biliyorduk ama ses de neyin nesi...


          Şehirlerimizde göze hoş gelmeyen; bina kirliliği, apartmanların gelişi güzel estetik kaygılardan uzak yapılmasıyla oluşan kirlilik elbetteinsanı rahatsız ediyor...


          Sokaklarda etrafa saçılmış çöpler,
zibiller, toplanmamış poşetler, sigara izmaritleri hoş olmayan görüntüler. Açık arazilerde piknikçilerin toplamadan bıraktıkları her türlü atık maddeler bir rüzgarla etrafa savrulmasıyla oluşan kirlilikler...


         Kıyıların yağmalanmasıyla oluşan, doğayı tahrip eden o çirkin manzaralar,  insanoğlunun yarın torunlarına 
bir felaket bırakacağı  tahrip edilmiş  bir çevre bırakma istek ve arzusu ....


              Bütün bu kötülüklerin yanında  birde ses kirliliğinden söz etmek gerekir.


              Fiziksel tanımıyla Ses bir
enerjidir ve boyuna dalgadır. Diğer bir ifadeyle enerjinin titreşim yoluyla iletilmesidir. Biz bu iletileri hayatımızın
her alanında yaşarız. Alışkanlıklarımız, sevinçlerimiz, çevreye ve insanlara bakış açımız  ses dalgalarının bir
belirtisi olarak ortaya çıkar.


              Çevremizde bulunan duyduğumuz veya
duymadığımız ses dalgaları,  insanın maddi ve manevi dünyasını kuşatır. Sevinç anında yanaklarımızdan etrafa
yayılan tebessüm izleri, insan vücudunun yaydığı sinyallerdir. Gırtlağımızdan çıkan seslerde bu olayın fiziksel görünümüdür.



      Kulağımız saniyede 20 ile 20.000 titreşimli sesleri duyar. Bu titreşimlerden ötesini ne duyarız , nede algılarız. Ancak radyo, televizyon gibi araçları kullanarak bunların varlığını
anlayabiliriz. Yüksek titreşimli ses dalgaları insanda huzursuzluğa ,beyinde yorulmalara  sebep olur. Örneğin düğünlerdeki yüksek titreşimli seslerden sonra  insanlar "oh be dünya varmış" demeleri  bunun göstergesidir.


                Gürültülü ortamda bulunan insanlar, korna seslerinden, motor seslerinden  ne kadar rahatsız oluyorsa  maddi dünyamızda o oranda rahatsız olmaktadır. Karganın sesi, eşeğin anırması insanı ne kadar rahatsız ederse  yüksek frekanslı seslerde hem insanı hemde maddi yapıyı o kadar rahatsız eder.


  Sesin maddi yapılarda  oluşturduğu rahatsızlıklar birden görülmez. Zamanla ve özelliklede tarihi yapılarda yıllara dayanan hasarlar oluşturur. Maddeyi oluşturan atomlar
arasındaki birliktelik yüksek ses dalgalarından etkilenir. Moleküller arasında bağların kopmasına sebep olur. İnsan gözü bunu görmediği için idrak edemez. Ancak
şöyle bir örneği herkes yaşamıştır. Denemesi de bedavadır.


    Sabahın en sessiz bir anında çaydanlığa su koyup yanan ocağın  üzerine koyup bir müddet beklerseniz çaydanlığın içinden etrafa yayılan  cızırtıları duyarsınız. Bu aslında su moleküllerinin ağlamasıdır. Moleküllerin birbirinden uzaklaşmasıdır. Nasıl su molekülleri aldıkları enerjiyle birbirinden uzaklaşıp bizim bilmediğimiz bir olayla
feryatlarını dile getiriyorsa  yüksek frekanslı ses dalgaları da özellikle tarihi yapıların duvarlarında  benzer etkileri göstermektedir.


       Kısa sürelerde elbette bu etki görülmez. Ancak zamanla bu etkiler artarak devam eder ve binaların çürümesine , bir müddet sonrada yıkılmasına sebep olur.


           Bu olayı bir deneyle anlatmak isterseniz  basitçe şunu yapabilirsiniz. Bir ucu kapalı 2-3 santim çaplı bir metre uzunluğunda bir cam boruyu bir masanın üzerine koyup içine talaş tozlarını doldurun.Sonra açık kısmın önüne bir ses kaynağı koyup  gittikçe frekansları artırın . Bir müddet sonra talaşların öbek öbek toplandığını ve şeşin şiddetine bağlı olarak zıpladığını göreceksiniz. İşte taşlaş tozları
nasıl sesin frekansı arttıkça zıplamaları artıyorsa ,aşırı gürültü ve  tarihi eserlerin yanında kurulan ses düzenekleri  bu binaların atomlarını böyle zıplatmaktadır. Bütün bu zıplamalar ayrışmalar zamanla binanın eskimesine ve yıkılmasına neden olur.


          Evlerimizdeki mikrodalga fırınlarında nasıl yemeklerimiz pişer,  ancak dozunu artırdığımızda yemeği yakarsa yüksek frekanslı ses dalgaları da gerek insan beyninde , gerekse tarihi yapılarda benzer etkiyi
göstererek  onlara zarar verir.


    İnsan kulağı şiddeti 20 ile 60 desibelli sesler için duyarlıdır. Eğer siz sesin şiddetini insanlar daha iyi duysunlar diye  100 desibele,150desibele çıkarırsanız bu gerek insanlara  gerekse çevreye verilebilecek
en büyük zarardır. Bu zararlardan korunmak için sesin şiddetini bilimin bulduğu sınırlarda tutmak, tarihi eserler yanında mikrofonları sonuna kadar açmamakla olur.


       Yok sesinde sınırımı olurmuş derseniz  şehri ses çöplüğüne çevirmiş olursunuz. Buda bize miras kalan orta yolu terk ettiğimizin nişanesi olarak kalır. Farkında olmadan şehrimizi,mahallemizi,evimizi  çöplüğe çevirmiş oluruz. Su dalgaları nasıl kıyıya vurup , kıyıları aşındırırsa , yüksek frekanslı ses dalgaları da tarihi yapılarınızı vurup öyle aşındırır.

       Son soru. Ey insanlar çöplükte yaşamak istermisiniz? Eğer cevabınız evetse  mikrofonu sonuna kadar açın ... Ses
bombasının patlamasıyla meydana gelen ani tahribat neyse , yüksek frekanslı seslerin etrafa verdiği zarar uzun müddet sonra aynı olmaktadır.


      Yok evim huzur dolu , şehrim temiz , kulaklarım dinç, beynim rahat, tarihi eserlerim zarar görmesin diliyorsanız
sesin şiddetini sınırları içinde tutalım....




17 Haziran 2013 - 19:15:19 - 2046 günlük
Ekleyen:
Abdurrahman ZEYNEL

Okuyan: [3663] Yorumlayan: [0] [Yazdır]

Yorum yap



Bu Köşe Yazısı için henüz yorum yapılmamış

 
Yazara Ait Diğer Yazılar
• Radikal İslamcıların Deği
• Azınlık Ve Misyonerler, V
• Tuzak Ve Provakatör
• Osmanlı Pay Edilirken
• Aziziye Tabyaları, Nene H
• Tarihi Türk-Ermeni Mesele
•  Büyük Selçuklu Veziri Ni
• Ne Oldu Bize
• Duymak İstemiyorum
• Türk Ordusu Ve Zafer Bayr
Diğer Yazıları ▲▼


Yeni Köşe Yazıları
• Kur'an ın Çağrısı 3 (Fahrettin YILDIZ)
• Kaymakam Okan Dağlı ile S (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• BEDENİMİZİ YIPRATAN SERBE (Uzm. Diyetisyen Fatma FİDAN)
• Adı Konulmamış Savaş (Hüseyin Kolaç)
• Sakarya'nın Turizmine (Dr. Dursun Bostancı)
• Siyaseti Dizayn Etmeye Ça (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• 10 Ocak Çalışan Gazetecil (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• Kardanadam (Mustafa Özbilge)
• Radikal İslamcıların Deği (Abdurrahman ZEYNEL)
• Kur'an ın Çağrısı 2 (Fahrettin YILDIZ)


En Çok Okunan Yazılar
• Hafız İrfan Çakır ve Tara (Mustafa Özbilge)
• Kur'an-ı Kerimi Bilinçli (Fahrettin YILDIZ)
• Hattat Saim Özel (Mustafa Özbilge)
• Sazkaya’nın Ardında (editör)
• Pekmez Nasıl Yapılır ? (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• Sırma Su ve Şaban Dişli (Sezai MATUR)
• Kırmızı Fahri ve Aşûre (Faruk Serkan YILMAZ)
• Mümkünlü Kasabası Neresi? (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• Enver Topuz Paşa'dan sela (Ali Fikri AŞIK)
• Forson Mustafa (Faruk Serkan YILMAZ)


Sosyal Medya

Bizi Takip Edin

whatsapp
1
2
3
4
5
6
7
 
Aktif Ziyaretçi: 19 | Bugün Tekil: 771 | Toplam Tekil : 2880853 | Toplam Çoğul: 54335041 | Ip : 3.80.55.37
Online Yazarlar : Sitede hiç Yazar yok / Son 5 dk. içinde

2006 - 2018 © TARAKLI AJANS
Web sitemizdeki içeriğin tamamının ya da bir kısmının izinsiz kullanımı yasaktır. Hak ihlali sonucu yasal mercilere başvurulacaktır
En iyi görüntü için 1280 X 1024 ekran çözünürlüğü ve IE8  tavsiye ediyoruz..