TARAKLI AJANS �nternet Gazetesi - Tarakl� Haberleri - G�ncel - Politika - Siyaset - Spor - Ekonomi - Ya�am - E�itim - K�lt�r - Sa�l�k - Forum - Blog

Kalem

Abdurrahman ZEYNEL

Münasiptir Sultanım

 
A
A
A
A
A
A
A
Münasiptir Sultanım



Neden yöneticilere karşı yanlışlıkları söylemek ve farklı bir görüş ileri sürmek zordur?

Bunun pek çok sebepleri olsa gerek. Biz ilk akla gelen bazılarını şöylece sıralayalım isterseniz.

Demokratik kuruluşlarda bir başkanın ya da liderin etrafına insanlar kendi istekleri ve iradeleriyle toplanırlar. Tabii olarak liderde kendilerinden ve diğer insanlardan farklı özelliklerin varlığını kabul ederler. Buda liderin daha doğru düşüneceğine ve daha isabetli karar vereceğine peşinen inanmak demektir.

Bu açıdan verilen kararın yanlış olduğu görülse bile hemen karşı fikir belirtmek zor olur.

Bundan dolayı herkesin önce kendi kanaatlerinin yanlış olabileceğini düşünmesi de normaldir.

Diğer bir husus, liderin yanında görev yapan kişilerin baştan idealist olsalar bile bir müddet sonra bulundukları pozisyonu hayatlarının bir parçası olarak kabul etmeleridir. Yöneticilerin yanındaki entel pozisyonlarını kaybetmek istemezler.

Buna hâlihazırda elde bulunan ya da gelecekte elde edilebilecek somut çıkarları kaybetmek riski de eklenebilir. Ayrıca psikolojik olarak fikri bir teşkilatın mensupları yönetim konusunda en masum ve haklı eleştirileri bile yıkıcılık, bölücülük ve fitne olarak değerlendirmeye programlı ya da yatkındırlar.

Bu sebeplerle itaat edilen kişinin konumunu da katmak gerekir.
Yıllar içinde karşılıklı etkileşimle yöneticiler kendilerinin olağan üstü kudretliklerine, yanılmazlıklarına ve insanüstü yeteneklerinin bulunduğuna inanabilirler.

Bu hal onların düşüncelerine, kararlarına karşı görüş belirtilmesinden hoşlanmamalarına hata tahammülsüzlük göstermelerine neden olur.
Huzursuz olurlar, kızarlar, öfkelenirler. Hatta gazaba gelebilirler. Bunu kendi liderliklerine tecavüz olarak görürler. Liderlerin kendilerine ve çevrelerine en zararlı oldukları zaman bu zaman olsa gerektir.
Şüphesiz bu bir problemdir ve bu probleme çözüm önermek de çok yönlü bir çalışmayı gerektirir. Ancak liderde ve etrafındakilerde iyi niyet dışında bir faktörün etkili olmadığından emin olmak gerekir. Bu ön şarttan sonra konuya uygun yaklaşımlarda bulunulabilir.
Bu konuda şu iki misal ilginçtir.

Kendisinden ve çevresinden dolayı meydana gelmiş olan menfi etkileşme ve bu etkileşimin zararlarına mani olmak için bir Abbasi Halifesinin bulduğu bir yöntem var.
Anlatılan hikâye şöyle: Halife zaman içinde aldığı kararların bazılarının yanlış olduğunu görüyor. Sebeplerini düşünüyor. Yanlış ya da zararlara sebep olan kararları verdiği zaman; yanında görev yapan yardımcılarının kendisini yeterince uyaracak durumda olmadıklarını tespit ediyor. Kasden yanlış söylese bile yanındakilerin “En iyisini siz düşünürsünüz”,”Siz bilirsiniz”,Doğru söylüyorsunuz”,İsabet buyurdunuz” diyorlar. Başka karşılık veren yok.

Halife çareyi her söylediğine hayır diyecek birini bulup görevlendirmekte bulur.
Bu kişinin görevi sadece yanlış olduğunu düşündüğü şeye değil, doğru olduğunu gördüğüne de karşı çıkmak ve hayır demektir.
Bu “Hayırcı” kişi tüm toplantılarda bulunacak, her zaman halifenin yanında olacak, alınmakta olan kararların yanlış olduğunu, zararlara sebep olacağını söyleyecek. Sadece yanlış olduğunu söylemekle kalmayacak aynı zamanda gerekçelerini de bulacak.
Tüm toplantılarda ve meclislerde görevi bu...

Kimsenin gözüne girmek gibi bir endişesi de bulunmayacağı için dalkavukluk yapmasına gerek kalmayacak. Diğerlerine de cesaret verecek.

Amerika’da bazı kuruluşlar ve şirketler aynı usulü uygularlar. Yönetimde bulunanlardan biri hep” hayır” demekle görevlidir.
Bunlara “No’cu” denir.

Görevleri her zaman hayır demektir.”Hayır olmaz, bu iş yanlıştır, Almak istediğiniz karar, yapmak istediğiniz şey şirkete zarar verir.”
Başkanın ve herkesin alınmasın istedikleri bir kararın tam tersini savunur.”Bu iş olmalı, bu karar alınmalı, yanlış düşünüyorsunuz der.”Böylece herkes onun düşündüğü yönde de düşünmek, fikir yürütmek zorunda kalır. Gözden kaçan hususlar ve yukarıda bahsedilen sebepler den dolayı liderle etrafındakiler arasında yanlış etkileşim varsa bu yolla kırılmaya ve alınan kararların gerçeğe uygun olmasına çalışılır.
Bizim toplumumuzun yöneticileri ya da liderleri alışkanlıkları, duyguları, inançları, kendilerine ve çevrelerine bakış tarzları, hülasa psikolojik yapıları ile yanlarında, doğrularına evet, yanlışlarına hayır diyenlerimi, yoksa doğrulardan çok yanlışlarına evet diyenlerimi isterler?
Ayrıca yanlarında toplanan insanlar yıllar içinde acaba hangi cevabı vermeye alışmışlardır? Ne dersiniz?
Adet olduğu üzere isterseniz hiç düşünmeden cevap verelim.
“Siz bilirsiniz”.
“İsabet buyurdunuz”.
“Münasiptir sultanım”…
Problem liderlerin ve liderlerin olduğu kadar da yanlarındakilerin problemidir. Her topluluk bu konu üzerinde ciddiyetle düşünmelidir.
Yoksa kimse hiyerarşik toplulukların içten içe çürümesine ve dağılmasına engel olamaz.


10 Haziran 2010 - 20:46:37 - 3150 günlük
Ekleyen:
Abdurrahman ZEYNEL

Okuyan: [5279] Yorumlayan: [2] [Yazdır]

Yorum yap


Yorumlar:  

Yazan: Abdullah Birisi 

8.7.2010 - 08:33:38

Toplum için çok önemli bir mes'eleyi dile getirmiş olmasından ötürü, Abdurrahman beyi tebrik ediyorum. Dalkavuklar her zaman ve mekanda varola gelmişlerdir. Aslında bu olay; Beşeri sistemlerdeki, beşeriyete ibadet mezhebinin hüküm ferma olmasından beslenmektedir. 657 Sayılı Yasanın yeniden düzenlenmesi sözkonusu olduğuna göre, bu mes'elenin iyicene irdelenmesi temennisiyle diyorum... Allah yanındaki en kutlu söz, zalim devlet başkanının yüzüne karşı söylenen hak sözdür...

Yazan: M.Ali Çınar 

11.6.2010 - 00:35:35

Şuan brokrasiyi elde tutanlar ve onların dalkavukları hakim.İçten içe çürümenin de yolu bu olsa gerek. Aynı zamanda eleştiriye saygı gösteremeyen işin ehli olmayan eğilerek ya da bükülerek oralara getirilen insanlar doldurdu makamları. Bu da statukoyu doğurdu. Aslında eleştiriye açık olan insan gelişmeyi isteyendir.Gelişmeyi isteyenler değişim de isterler.Eleştiriye Açık olamayan kişi de mesayi yapandır. Yazınız için teşekkürler analayıp ders çıkarana ne mutlu...

Sayfa: 1
 
Yazara Ait Diğer Yazılar
• Radikal İslamcıların Deği
• Azınlık Ve Misyonerler, V
• Tuzak Ve Provakatör
• Osmanlı Pay Edilirken
• Aziziye Tabyaları, Nene H
• Tarihi Türk-Ermeni Mesele
•  Büyük Selçuklu Veziri Ni
• Ne Oldu Bize
• Duymak İstemiyorum
• Türk Ordusu Ve Zafer Bayr
Diğer Yazıları ▲▼


Yeni Köşe Yazıları
• Kur'an ın Çağrısı 3 (Fahrettin YILDIZ)
• Kaymakam Okan Dağlı ile S (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• BEDENİMİZİ YIPRATAN SERBE (Uzm. Diyetisyen Fatma FİDAN)
• Adı Konulmamış Savaş (Hüseyin Kolaç)
• Sakarya'nın Turizmine (Dr. Dursun Bostancı)
• Siyaseti Dizayn Etmeye Ça (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• 10 Ocak Çalışan Gazetecil (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• Kardanadam (Mustafa Özbilge)
• Radikal İslamcıların Deği (Abdurrahman ZEYNEL)
• Kur'an ın Çağrısı 2 (Fahrettin YILDIZ)


En Çok Okunan Yazılar
• Hafız İrfan Çakır ve Tara (Mustafa Özbilge)
• Kur'an-ı Kerimi Bilinçli (Fahrettin YILDIZ)
• Hattat Saim Özel (Mustafa Özbilge)
• Sazkaya’nın Ardında (editör)
• Pekmez Nasıl Yapılır ? (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• Sırma Su ve Şaban Dişli (Sezai MATUR)
• Kırmızı Fahri ve Aşûre (Faruk Serkan YILMAZ)
• Mümkünlü Kasabası Neresi? (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• Enver Topuz Paşa'dan sela (Ali Fikri AŞIK)
• Forson Mustafa (Faruk Serkan YILMAZ)


Sosyal Medya

Bizi Takip Edin

whatsapp
1
2
3
4
5
6
7
 
Aktif Ziyaretçi: 11 | Bugün Tekil: 456 | Toplam Tekil : 2881394 | Toplam Çoğul: 54341197 | Ip : 34.203.245.76
Online Yazarlar : Sitede hiç Yazar yok / Son 5 dk. içinde

2006 - 2019 © TARAKLI AJANS
Web sitemizdeki içeriğin tamamının ya da bir kısmının izinsiz kullanımı yasaktır. Hak ihlali sonucu yasal mercilere başvurulacaktır
En iyi görüntü için 1280 X 1024 ekran çözünürlüğü ve IE8  tavsiye ediyoruz..