Fiili Dua

Fiili duayı yapmadan Allah’tan yardım istemek ne kadar doğru acaba. Artık bir gerçeği anlamamız gerekmektedir. Zahiri tedbirleri almadan yapılan duaların ne kadarı kabul görür dersiniz. Aracına binen bir yakınınız için hayırlı yolculuklar diliyorsunuz ancak hayırlı olmaya biliyor. Bakın şöyle etrafınıza, başka ülkelere, zahiri tedbirlerini iyi almış devletlere bakın bakalım. Günde trafik kazalarından kaç kişi ölüyor. Depremlerden ölenlerin sayılarına bakalım. Evet değerli dostlar. İmamı Gazali’nin dediği gibi, “sebeplere sığınmak Allah’a güvenmeğe mani değildir çünkü sebepleri de o yarattı”. O halde kim yeryüzü yasalarını bilinçli uyguluyor ise korunanlarda onlar oluyor. Yalvarmak ve yakarmakla olmuyor. Sen işini sağlam yapacaksın, sonra da tevekkül edeceksin.

Şimdi bakalım geri bırakılmış ülkelerin yaşam tarzlarına. Ekonomik durumu düşük olan ülkelerde doğal afetlerde ki tahribat daha çok oluyor. Gelişmiş ülkelerde ise çok daha az. Her gün camilerimizde edebiyatın en güzeliyle yapılan yakarışlar mı sonuç vermiyor, yoksa bizler her şeyi Allah tan mı bekler hale geldik. İşini tam yapmayan insana kim engel oldu ki. Yalanla dolanla üç kuruşluk menfaati için her kılığa girebilen kişilerden ne bekliyorsunuz. Onların yaptıklarından ne medet umuyorsunuz. Her kes kasasını ve kesesini düşünme hastalığına kapılmış. Gösterişler almış başını gidiyor. Kim kimden daha modern... Hani kardeştik. Mü-min, Mü-minin kardeşiydi. Bir azarlı gibiydi. Bizler öyle bir insanlığı yaşamış olsaydık, sokaklarda dilenen olur muydu? Soğukta kalmış donarak ölen evsiz barksız insanlar kalır mıydı? Herkes başkası için konuşuyor. Laf cambazı olduk. Bir memlekette yaşayan insanlar arasında bu kadar gelir ve gider uçurumu nasıl olur dersiniz. Anlatmamıza gerek yok. Bir taraf sabahlara kadar eğlenirken, tabak kırarken, bir diğer taraf hala naylon kaplardan yemek yiyor. Bu değirmenin suyu nerden gelir acaba. Hani kaderde, kıvançta, savaşta, bölüşte beraber olacaktık? Sermaye belirli kişilerin elinde toplanırken, karın tokluğuna çalıştırılan insanların sayısı her geçen gün artıyor. İşsizlik ordusu ise her geçen gün çoğalıyor. Bir tarafa bakıyorsunuz, dünya da aç var mı ki diyorsunuz. Öbür tarafa bakınca dünyada ekmek yok sanıyorsunuz. Böyle toplumların yücelmeyeceği kesin. Cücelmesi de kaçınılmazdır.

Evet değerli dostlar,

Mal sevdası insanları sarhoş etmeye başladığı anda hırs başlar. Yarış atına döner insanlar ama insanlık için değil, kendi çıkarları içindir. Emanetler ehil ellerden alınmaya başlar. Çünkü kendi işine yarayacak söz dinleyecek elemanlar almaya başlar makam ve mevkileri. Oralara hak edenler değil işlerini görenler gelmeye başlar. Böylelikle emanetler ehil olanlara değil, çıkar düşüncelerine göre şekillenir. Bunun sonucu toplumda baskı psikolojisi hâkim olur. Kimse konuşamaz. Dertlerini dinleyecek bir makam ve mevki bulamazlar. Çünkü makamlar da oturanlar koltuklarının gitmesinden endişe duydukları için onlarında sesi çıkmaz. Bir baskı sistemine dönüşmüştür her şey. Sadece bir üst makamlarda oturanlar için her şey yapılır. Onlara bu sıkıntılar aksettirilmez. Onun için birbirleriyle haberleşirler. Üç gün önceden haber salınır. Tedbirler alınır. Sokaklar temizlenir. Ve halk oyunlarıyla da bir de karşılama töreni yapılırsa değme keyfine düzenbazların. Halkla buluşturulmadan, her şeyin yerli yerinde olduğu da söylenerek merak edilmemesi için ülkemizin emin ellerde olduğu sahtece gösterilmiş olurlar. Yapacak bir şey kalmamıştır artık. Uzaktan izleyenler kime ne diyebilecekler ki. Davulların çaldığı, halk oyunlarını halk değil halkın çocuklarına oynatıldığı bir yerde neyi, keme, nasıl anlatabileceksiniz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, bütün bu olup bitenler ülkelerin altına konulan gizlenmiş dinamitlerdir. Zamanı gelince patlamaya başlar ve önüne geleni haşlar. Son duanın kabul olmayacağını, geç alınan tedbirlerin işe yaramayacağını her kesim anlar ama geç kalınmışlığın cezasını mallarıyla canlarıyla gerekirse ülkeleriyle ödemek durumunda kalabilirler.
Temennim bahsetmiş olduğum durumu yaşamadan uyanmak, nemelazımcılıktan uzak durmak. Taşın altına elimizi koymak durumundayız. Bizden söylemesi, kalın sağlıcakla değerli dostlarım…
 

#
M. Ali ÇINAR M. Ali ÇINAR editor

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.