Mustafa Özbilge Mustafa Özbilge Dıngılım

Kâbiliyet Devşirmece

Kâbil (kabul eden) sıfatından hızla uzaklaştırılarak makbûl (kabul edilen) sıfatına doğru sürüklenmekteyiz.

Makbul olanın, makul görüldüğü zamanlardayız. Yani bir şeyin kabul edilebilirliğini aklîleştirebildiğimiz nispette, o şeyin geçerliliğini de mümkün kılmış oluyoruz.

Aklîleştirmek, burada düşünme ve kavrama cehdiyle ilişik hiç değil; bilakis aklı da bir çeşit şeytânî hileyle kandıran, bürüyen ve büyüleyen bir şey…

Mesela Namık Kemal: "Rağbet ü ikbâle minnet çekmez erbâb-ı ukûl" diyor. Akıl sahipleri; hüsnü kabul, itibar, makam ve mevki için ezilip bükülmez...

Peki tam tersi söz konusu olup da akıl, nefse vaat edilen bir şeyler adına, insanda edinmiş olduğu yüce makamdan caymıyor mu?

Anlaşılan o ki burada akıl ve mantıkla kurulan bağ, amaçların efsunkâr yolunda, makulleştirme oyunundan başka bir şey değil.

İşini başaranlara, çil çil “geçer akçe” dağıtılan bir oyunun toplum nezdinde pek revaç bulması, yaklaşan ölümcül tehlike de olsa aklı bir şekilde perdelemiyor mu?

Türkiye’de uzun zamandır bir paylaşım hesabı içinde olanların, işlerine yarayabilecek ne kadar kâbiliyette kimse varsa onları çoğunlukla memleket sathından, ama bazen kıtalar da aşarak devşirdikleri bilinmekteydi. Bilinmek dedik diye meçhul/edilgen bir fiil anlaşılmasın. Köyden metropole, akıl bâliğ herkes bunun farkındaydı.

Sadece kâbiliyetlilerin toplanmasıyla iktifa edilmeyip istenen sipârişlerin yetiştirilebilmesinin zemini (sistemin, eğitim öğretimde açtığı kasıtlı boşlukların doldurulması vesilesiyle) oluşturulurken köyden metropole birçok kimse elindeki imkânları kabîlinden köylü samimiyetiyle (hem işini bilen hem dindar olsun) buna teşne amellerle destek oldu.

Kalifiye olmak artık bir işçinin, bir ustanın sıfatı olmanın yanında başka anlamları da çağrıştırıyor; zaman ilerledikçe finans/kapitalin mevcut ortamına uygun, ihtiyaçları karşılayabilecek, Amerikan patentli seri üretim mütehassıslar yetişiyordu.

Ne oluyordu?

Muvafakat gösteriliyor. Razı ve kefil olunuyor. İzin veriliyor. Müsaade ediliyor. Ve sonunda boyun da eğiliyordu.

Hem üstünlüğü takvâda gören Kitab’ı gösterip hem de üstünlüğü gâvurca bir kâbiliyette arayarak mütecânis dindaşlar türetilirken aranan özelliklerden herhangi birini kendisinde toplayamamış yeteneksizler(!) için ‘ehil değildir’ hükmü icra edildi. Oysa emanetin, ehline tevdi edilmesini buyuruyordu Din.

Ehil olmanın vasfı neydi?

Herhangi bir şeyin gönül rahatlığıyla teslim edileceği, emin, güvenilir, itimat edilen olmaktı. Göklerin, yerin, dağların yüklenmekten korktukları emaneti çok zâlim ve çok câhil olan, ancak bunun yanında ilimle mücehhez olabilme, isim verebilme kâbiliyetiyle yaratılmış insan taşıyacaktı. Emaneti, cehl’in zıddı olan ilm’in yüklenmesi, onsuz emanetin zâyi edileceğine delâletti.

Aranan bu değildi. Arananın bu olmadığı, dünyaya gösterilen perestişten belliydi. İnsanın Rabbine, kendine ve halka karşı muameleleri güvenilirlik sınırlarında yani emniyette görülmedi. Kâbiliyetli, marifetli, becerikli, iş kotarıcı mâhir ustalar; güvenilir, namuslu, hak yemez, doğru-dürüst olanlara tercih edildi. Liyakat budur dendi.

Bugün Türkiye, Namık Kemal’in beytinin ikinci mısraında dediği: “Kâbil olsun da kişi, isterse makbûl olmasın” durumunda değil. Kâbil (kabul eden) sıfatından hızla uzaklaştırılarak makbûl (kabul edilen) sıfatına doğru sürüklenmekte. Kimlerin ve neyin makbûlü olunduğu ise apaçık.

Artık istikbalimizin belirleyicisi olan bir kıble sorunuyla karşı karşıyayız. Bu bizim için nereye kadar kâbil-i tahammüldür, bilmiyorum.


#
Mustafa Özbilge Mustafa Özbilge editor

YAZARIN SON YAZILARI

Uçmak

Uçmak

Mustafa Özbilge'nin "Uçmak" şiiri
Seçimi Kararsızlar mı Belirleyecek? (23)

Seçimi Kararsızlar mı Belirleyecek? (23)

Türk milleti, en kararlı olduğu dilinde bile bî-karar duruma düşürülmüştür. Dilinde bî-karar kılınan bir milletin ise hiçbir alanda istikrârı temin etmesi mümkün görünmemektedir.
Kardanadam

Kardanadam

...
Taraklı'nın İstiklâl Madalyaları (22)

Taraklı'nın İstiklâl Madalyaları (22)

İstiklal Marşında ifadesini bulan "en son ocak" apartman dairesinden tütmeyecektir.
Belediye Başkanları Muhtar Olabilecekler mi? (21)

Belediye Başkanları Muhtar Olabilecekler mi? (21)

Kararsızlığın, belirsizliğin hâkim olduğu anlarda dahi onların uykuları; kilitlenmiş "hayır" kapılarını açabilen istihâre uykusudur.
Şeytan Boşaltır

Şeytan Boşaltır

...

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.