Geri
M. Ali ÇINAR M. Ali ÇINAR Onuncu Köy

17 Ağustos

Açgözlülüğün ve tamahın zirveye çıktığı şu günlerde, aklımız değil nefsimizin esiri olduğumuzu ne yazık ki apaçık görmekteyiz. Gözlerimizin mal yığmaktan başka bir şeyi göremediği an, yeni yeni felaketlerin kapımıza doğru yaklaştığını hissetmekteyim. Kırk beş yılda biriktirdiğimiz ve esiri olduğumuz, yaparken birbirimizi kırarak elde ettiğimiz geçici servet 45 saniye de yok olmuştu. Ölenler ölmüş kalanlar ise muhasebeye başlamıştı. Nerde hata yaptık sorusunu kendi kendimize sormaya bu konuya kafa yormaya başlamıştık. Geçici de olsa iç disiplinimizi kurmaya çalıştık. Ve bir daha yanlış yapmamaya, yani Müslüman’ca yaşamaya karar aldık sık sık. Ağıtlar yaktık, unuttuğumuz yardımlaşmayı, paylaşmayı yaşadık kısa sürede olsa. Yatları katları beğenmeyen sıkıntı görmemiş şımarık çocuklarımız, sokaklarda, parklarda, kulübelerde yaşamayı öğrendi. Koskoca dikilmiş lüks eşyalarla döşenmiş Apartmanlar bomboş kalmıştı. İçlerine girme cesaretimiz bile yoktu o an. Zaten önemi de yok diyorduk dünya malının. Aklımız başımıza mı gelmiş ti, yoksa aklımız başımızdan mı gitmiş? Bilemiyordu hiç kimse. Sağ kalanlar malın önemi yok diyordu her gördüğüne. Canımız sağ ya diyerek gönlünü ferahlatıyordu. Bundan sonra daha duyarlı olmanın kararları alınıyor, Allah’a sözler veriliyordu gönüllerden. Bu dönemde, gerçek yardım severler de yok değildi. Uyanık olan, mal yığan değil, kazandıklarını Allah yolunda dağıtanlar da yok değil di. Onlar yeryüzünde yaşamanın risk olduğunu, her yaş ölüm yaşı olduğunu biliyor ve hayatını ona göre tanzim ediyordu. Onlar yine hakkıyla görevlerine devam ediyorlardı. Allah’ı zor günde değil her dönem hatırlanacağını ve çizdiği istikametten ayrılmayarak yaşam sürmelerinin ibadet olduğu şuuruna ermişlerdi onlar. Depremde kendine gelen değil, deprem öncesi, deprem de ve deprem sonrasında da kendinde olanlar, Allah onlardan razı olsun. Bizlere de öyle yaşamayı nasip etsin.

 

Ne Çabuk Unuttuk!

Daha 10 yıl geçmeden, verilen sözler unutuldu. Sanki biz yalvarmadık Allah’a, bizler yakarmadık ünümüz çıktığı kadar. Dünyanın ne önemi var, önemli olan sağlık diyorduk. Sohbetler hep insanlık içindi. Kendimize gelmiştik bir an bile olsa. Ama her şey unutuldu. Unutturuldu. Yine düştük hesabını veremeyeceğimiz mal peşine. Hani önemsizdi her şey… Yıkılanların yerine yenileri yapıldı. 1999 doğumlular depremi bilmiyor, onlar yeni doğdu diyelim. Onlar depremi hatırlamaz. Ya o anı canlı yaşayanlar. Neler düşünüyorlar şimdi acaba. Yaptığımız işler gelecekte yine başımıza çökmesin. Gerçekten ders alabildik mi yaşadıklarımızdan?

 

Sonuç olarak diyebiliriz ki, insan malın ve servetin esiri olmamalı. İman kalpte, mal cepte olmalı. Eğer bunlar ne zaman yer değiştirirse, o zaman kişi için felaketin ilk adımı atılmış olur. Allah mal sarhoşluğundan bizleri muhafaza etsin. Bizleri hakkıyla Allah’a kul olanlardan eylesin. Sağlıklı kalarak sağlıklı düşünmekten uzaklaştırmasın. Amin…

 

Sağlıcakla kalın değerli dostlar.

 

“Her ümmetin helakine bir şey sebep olmuştur. Benim ümmetimin helaki de, mal ve servet yüzünden olacaktır”. (hadis-i Şerif)

#0cm #stylemargin0cm #classmsonormal #0ptfont #yok #facearialhelveticasans-serif-nbspfontoppp #0ptopfont #onlar #onemi #mal #esiri

Yazarın Diğer Makaleleri