Geri
M. Ali ÇINAR M. Ali ÇINAR Onuncu Köy

Üçüncü Mevki

Değerli Okuyucularım, Sizlerle Bugünkü Yazımla Küçük Bir Anımı Paylaşmak İstiyorum.

Sizlerinde yüzlerce anısı vardır anlatılması gereken. Ders alınacak anılarınız. Benimkisi biraz değişik bir anı. Yeni nesil belki bilmez. Bizim jenerasyon bu gibi olayları sık sık yaşamıştır.

Değerli dostlar, bizler tabanın yoksul sınıfının çilekeş evlatlarıyız. Bizler yukarı yükselenlerin basamaklarıyız. Çok kişiler yükseldi(!) omuzlarımıza basarak. Nutuklar atarak, farkına varamadık sağlam görünen çürüklerin. Yükselince tavana, yan baktı tabana. Kısacası umut tacirlerinin esiri olduk hepimiz. Bu konuda yanıktır yüreğimiz.

Değerli dostlar, gelelim anımıza; Öğrenciydim bir zamanlar… Üçüncü sınıf… Sakın yanlış anlamayın. Okuduğum okulun sınıfı değil, yaşadığım toplumun içinde bulunduğum sınıf. Kısacası üçüncü sınıf vatandaş. Nasıl mı? Açıklayayım. Paranın kıt olduğu dönemlerde. Tabanın çocuklarının yarı aç yarı tok olduğu günlerde, bizde de hiç bulunmadığı günler. Toplumun dışlanmış, çilesiyle haşlanmış bu toprağın çocuklarıydık. Kendi çapımızda eğlencelerimiz vardı, oyunlar kurardık aramızda. Çelik çomak oyunlarımız vardı… Öksürürsem haşhaş kabuğu kaynatır dı anam. İyileşirsen yaşarsın, iyileşmedin vade dolmuş… Bizler toprağın çocukları, bizler çileyi ve çileliyi biliriz. Tarlada, bağda bahçede, öğüt verirdi babalar anneler, dinleme sekte… Bazılarına da gülüp geçerdik neyse…

Gelelim Anımıza.

Üçüncü sınıf demiştik, yani... “vatandaş”

Sene 1969 du yanılmıyorsam. İstanbul’a gitmiştik Sabri Durmaz arkadaşımla. Malum az paramız olduğu için trenle yolculuk yapacaktık. Trenler tabiî ki toplu taşımada en uygun taşıt aracı. Paran varsa 3. mevkie bilet alabilirsin. Yoksa kaçak olarak saklana maklana gelirsin yakalanmazsan. Az bir paramız kalmış tı ki, 3. mevkie birer bilet alabildik. Gerine gerine trene bindik. En azından kondüktör ağabeyimize "buyurun beyim" diyebilecektik. Ama gel gör ki, biz 3. sınıfa bilet aldık almasına amma, tren bomboş olunca işler değişti kafamızda. Dedik ki, arkadaş bu yolculuğu, gel 2. mevkide tamamlayalım. Gerçekten tren de çok az insan vardı. Vakitte akşam vakti falan. Neyse çıktık yola. Geçtik 2. mevkie, oturduk bir kompartımana gerine gerine. Bu arada 3. sınıf bir vatandaş olduğumuzu da biliyorduk hani. Razıydık 3. sınıf olmaya. Değişilir mi hiç yaya kalmaya. Tren takıdık, tıkıduk başladı yol almaya. Neyse çok geçmeden kondüktör amca geldi. “biletler” deyince ikimiz birden saldık ceplerimize. Zaten biletten başka bir şey olmayınca bulmak kolay oldu. Uzattık ardı ardına beyefendiye. Ama suratının ekşidiğini gördük ikimizde. Sorun belliydi bizce. Dedi hemen “derhal bu kompartımandan çıkın, sizin biletiniz, 3. mevki”. Biz dedik ki, doğru, ama tren bomboş, ne olur ki burada yapsak yolculuğumuzu. “Olmaz” dedi görevli amca. Aslında vazifesini yapıyordu gururla ve şuur(!)la, tabiî ki tamam deyip geçtik seviyemize uygun vagona. Ama yine duramadık işte. Trenin uzayıp giden yollarda, uzun uzun vagonlarının olması bizi farklı düşüncelere itiyordu. Başka vagonlara geçersek göremez dedik ve düşündüğümüzü de yaptık. Fakat adam tecrübeliydi. Bizi takibe almış olacak ki, hemen damladı ardımızdan, daha oturur oturmaz “lütfen mevkiinize” dedi. Yapma ağam etme ağam dediysek de dinletemedik. Yine geçtik mevkiimize. Biliyorduk 3. sınıf olduğumuzu, ama ne olurdu 2. sınıf mevkide otursak 2.sınıf adam mı olacağız. Demek ki, yakışmıyorduk oraya. Fakat bizler gelecekte Devletimize hizmet vermek için eğitim görmeye çalışan başarılı öğrencilerdik. Birinci sınıf öğrencilerden de daha da başarılıydık ama 3. sınıftık işte… Bu mücadele İzmit iline kadar sürdü ta İstanbul'dan. O kovalamaktan bıkmadı, biz kovulmaktan. Yolumuzda epey kısalmıştı artık. Fazla yüz göz olunca, bu defa sohbet etmeye başladık aramızda. O da bizim gibi 3. sınıf vatandaşmış aslında. Ama bütün sınıfların arasında gezme yetkisi verilmiş. Adamda torpil hiç yok. İnsan kendi sınıfını biraz düşünür değil mi? ne mümkün. Değerli dostlar, tren dolu olsa diyeceğimiz bir şey yok. İnanın bomboş. Adamda ki, bu görev aşkını hala anlayabilmiş değilim. Adamı iyi eğitmişler demek ki. Görev sorumluluğunun bilincinde. Zaten adamın takip etmekten başka işi de yoktu. Görevini layıkıyla yapmanın gururu içinde akşam evine dönecek çocuklarına anlatacak bir şeyler olmalıydı. O günün malzemesi hazırdı anlatılacak. Evet, epey koşuşturmanın ardından 3.sınıf olarak bindiğimiz trenden 2. sınıf vatandaş olarak inme şerefine nail olmuştuk. 1. sınıf olmayı o günde hiç düşünemedim. Bu günde hayal bile edemiyorum nedense. Oldun bile deseler gönlüm razı gelmez sanırım. Çünkü biz Tabanın çocuklarıyız. Çalışmak ve hizmet etmek durumundayız. İnsanlar ve insancıklar var olduğu sürece. Evet, bu arada şunu da unutmayın. Mücadele edersen başarıya ulaşıyorsun, ama haklı, ama haksız… Fakat Liyakatsiz.

Kalın Sağlıcakla.

 

#sinif #ama #gerine #vatandas #fakat #dedi #baska #gectik #tren #dedik #bilet #bizler #tabanin

Yazarın Diğer Makaleleri