Geri
M. Ali ÇINAR M. Ali ÇINAR Onuncu Köy

İşin Tadı Kalmadı

Değerli dostlar,

Ortalık toz duman. Kurtarıcılar kurtulmayı beklerken, Kurtulmak isteyenlerde kurtarıcı aramaya devam ediyorlar. Ne garip değil mi? işte şaşkınlaşan bir toplumun hazin sonu sahnede. Güya geleceğimizi kurtaracağız. Torunlarımızı yarınlarımızı düşünüyoruz(!) Siz gerçekten buna inanıyor musunuz? Hakikaten kurtulma gibi bir umudunuz var mı içinizde? Buna İnanabiliyor musunuz? Ben inanamıyorum. İnsanları tanıdıkça da bu görüş ve düşüncem daha da kuvvetleniyor. Diyeceksiniz ki, ya yeter artık hep kara tablolar çiziyorsun. Ben çiftetelli çalmasını da bilirim. Ama kim oynayacak hadi bakalım. Geliyor mu içinizden kollarınızı kaldırmak. Eğleniyormuş gibi durmayın karşımda. Oynayın bakalım. O eskidendi beyler. Kolunuzu kaldırsanız beliniz, konuşursan diliniz incinir. Bazen bir heves kaplar içinizi atılmak istersiniz ortaya. Tam ayağa kalkacağınız an bir tokat iner ensenize. Senetlerin günü geçmişse eğer. Otur der içinden bir ses. Önce şu borcunu bir öde. Oturursun yavaşça yerine. Kafanı kaşırsın kaşınmadığı halde. Sıkıntılar basar içini, saldırısınız çoluğa çocuğa. Kimine dersiniz dersini yap, kimi ne de dersiniz git yat. Çünkü iç dünyan bitmiş ufkun kararmış artık. İki adım ileri üç adım geri gittiğini çok iyi bilirsin. Çevrendekilere de sezdirmemeye çalışırsın. Nefsini de ezdirmemeye çalışırken, sahte bir cesaret gömleği giydirirsin o masum bedenine. Sahte gülücükler çevreni memnun etmez olur. Herkes seni farkeder, farkettiğini fark ettirmez. Her yer iç dünyalarını karartmış yine de kuralları ihlal etmemeye çalışan insanlarla dolu. Azıcık ta olsa umutların olur bazen gün doğarken eğer kalktıysan erken o sabah. Velhasıl çocukluğun gelir aklına. Baban gibi baba olamadığını, deden gibi de dede olamayacağını düşünürsün. Ve dersin ki bizden bir şey olmaz. Yarı çocuk yarı baba gibi dolanırsın durursun ara sıra hak etmediğin hakkı kendinde görerek. Ne anneler eski Analar gibi ana, ne de nineler eski neneler gibi nine artık. Dedim ya ortalık toz duman. Kendine gelemiyor o tozdan yutan. Afyon yemiş gibi dolaşıyoruz oradan oraya. Ne dertlere çare bulabiliyoruz ne de vücudumuza derman. Çünkü hakkımızda verilmiş ferman. Günden güne eriyen ve zamanla bitkisel hayata dönüşecek bir helezonun içinde götürülüyoruz cümbür cemaat. Yakında toplu bir salâ verilerek ruhuna fatiha diyecek sesi bekliyor gibiyiz. Arkasından kabir suali başlar. Talkına durmuş hocayı kim uyandıracak uykudan. Cemaati mi? güldürmeyin beni. Namaz kılarken dükkân denetleyen, çalışmadan para bekleyen bir duruma geldik. Aç doğruyor, tok yiyor. Nutukları gür sesliler okuyor. Hür seslerin kısıldığı, suçsuzların asıldığı, boş insanların kasıldığı bir ülke nereye doğru gider sizce. Bunlara kulak tıkayanlar, göz yumanlar, boş vermişliği ilke edinenler bizler değil miyiz? Hani okullarda okunan öğrenci andı, ya da meclisteki yeminler, acaba kimler tarafından tutuluyor. Cambaz ipte mi, ip cambaz damı? Ben de anlamış değilim. Bindik alamete gidiyoruz kıyamete. Artık oyun oynamak istemiyorum. Beni mağlup sayın. Ben yenildim arkadaş anlayın. Eğri sağlamların doğru çürüklerden sağlam olduğunu anlayın. Ya eğri sağlamları doğrultun, ya da doğru çürüklerden kurtulun. Kim nerede nasıldır? Buda böyle bir fasıldır.

Hoşça kalın değerli okuyucularım.


 

#ben #dogru

Yazarın Diğer Makaleleri