Abdurrahman ZEYNEL Abdurrahman ZEYNEL Kalem

Pencere

Pencere; geometrik şekil, kare, dörtgen, çok gen, daire, sonsuz şekildeki yapı.

Pencere; kullanım şekline göre içeriden dışarıyı, dışarıdan içeriyi gösteren maddi ortamlar bütünü.

Günümüzden geçmişe bakılan ufuk çizgisi. Bugünden yarına bakmamızı sağlayan eser.

Dört duvar arsından sokağa bakmamızı sağlayan, güneşten gelen ışınlarla evimizin içini aydınlatan fiziksel varlık. Canımız sıkıldığında tül arkasından sokağı seyrettiğimiz Camdan yapılmış saydam madde. Çevreden kaçmak istediğimizde perdeleri çekerek dış dünyadan soyutlanmamızı sağlayan, odamızı çile haneye çeviren karanlıkla aydınlık arasında bize nasihat eden düşünmemize sebep olan mekân.

Çocuğun dünyaya geldiği andan itibaren garipseyerek baktığı, beyinle dünyayı bir çizgide buluşturan, yön veren kıymet veren mükemmel penceremiz olan gözümüzdür. Evet, gözümüz bir penceredir. Onunla güler, onunla ağlarız. Sevinçleri, hüzünleri onunla paylaşırız. Onsuz dünya karanlıktır. Bütün kavramlarımız onun üzerine kuruludur. Onun bilgisiyle aydınlanır dünyamız.

Maddi dünyadaki, sosyal âlemdeki, mikro ve makro âlemdeki, nebatatlar daki külli ve cüzi değişmeleri hep göz penceresinden bakarak anlamlandırabiliriz.

Teleskop bir penceredir. Bakanlar anlar. Anlayanlar milyarlarca yıldızı görür. Galaksileri temaşa eder. Sonsu gerçeği ve gerçeğin sahibinin kudretini görür. Bu görüş görene ya tam bir hürriyeti verir, yâda inkârı. Bakana göre değişir.

Mikroskop da bir penceredir. Göremediklerimizi bize gösterendir. Mikropları, virüsleri, yani küçük varlıklar dünyasını gösterir. Suların temiz olup olmadığını, hastalıklara sebep olan küçük varlıkları gösterir.

Televizyon penceredir. Bizi etkileyenleri, bizi olumlu veya olumsuz etkileyenleri gösterir. Dünyadaki korkunç maddi, manevi ve teknolojik değişimleri gösterir. Dünyayı evimize getiren, evimizden bizi dünyaya taşıyandır. Öyle ki her güzeli gösterdiği gibi her kötülüğü de gösterir,nefs dünyamıza sunar.

Volkan patlamalarında gökyüzüne savrulan alevleri gösterdiği gibi, okyanusları dibindeki dünyayı da, yakutları, incileri ve rengârenk balıkları da idrakimize sunar. Somon balıklarının binlerce millik macerasını, soğuksularda bekleyen ayıların balıkları yakalayışını da verir. Filistin de kucağında Yahudilerce açılan ateş altında can veren çocuğu da, Afrika’da batılıların tetiklediği kabile kavgalarını, meyhanedeki rezillikleri de gösterir.

Demek ki pencere deyip geçmemeliyiz. O pencereler ki köydeki toprak damlı evlerin bacalarından gökyüzüne uzanan o muazzam saman yolunu, yıldızları gösteren küçük ama anlamlı yapılardır.

O pencereler ki 104 katlı gök delenlerden New York sokaklarını seyircilerine cömertçe sunandır. Yine o pencereler yüzünden 11 Eylülde tasarlanan ve Irak ta bir milyon Müslüman’ın ölümüne neden olandır.

Pencereler ki doğum hanedeki küvezler de yatan çocukları sevdiklerine, yolunu gözleyenlere gösterendir. Yoğun bakımda yatan hastalarla, ziyaretçilerini göz göze getirendir.

Pencereler bize görmediklerimizi gösterendir. Kalp gözüdür. Gönülden geçen beyinle birleşen bilgi huzmeleridir. Sezgidir. Duygudur. Sonsuz gerçeği idraktir. Bunu sağlayan akılla beyni aynı çizgide buluşturan ferasettir. Kalp gözüdür. Bu göz öyle bir penceredir ki sahibini yakar kavurur. Bu Mevlana’da “Şeb-i aruz dur”. “Yunusta “Hamdım, yandım, piştimidir”.

Pencerelerde mana keşfedilir. İnsan daha seyyaldir. Bedenleri fizik ve biyolojik âlem içinde hareket etseler bile manevi yapıları ferasetle, izanla, irfanla, kalp gözüyle öteleri görebilirler. Bu Medine’den 3000 km uzaktaki Nihavent’i görüp “Ya Sariye dağa, Ya Sariye dağa”  diyebilendir. İşte bu kuantum fiziğinin günümüzde ulaştığı boyutun, asılar öncesinden hissedilen idrakidir.

Evet, dünyaya bakan gözlerimiz bir penceredir. Afaktaki, enfüsteki âlemleri keşfeder. Deyimlerimiz bunu hatırlatır. Kuantum fiziğinin temelini oluşturan belirsizlik prensibi de bunu açıklar. “Elektronun yerini tayin etsek hızını tayin edemeyiz, hızını tayin etsek yerini tayin edemeyiz” ifadesi ile Erzurum yöresinde kullanılan şu deyim bize yeni bir ufuk açar. “Kazı yakalıyoruz bılık kaçıyor, bılıkı yakalıyoruz kaz kaçıyor” bu kuantum mekaniğinin en pratik açıklamasıdır. Demek ki ufkumuzu açan aydınlatan her şey penceredir.

O pencere ki bize gerçeğin, hakikatin, güzelin ve sonsuz kudretin haberini ulaştırır. O halde yapılacak şey sonsuz kudreti görmektir. Bu ise pencerelerimizi sonsuz güzeli görmek için sonuna kadar açmakla olur.

 

#
Abdurrahman ZEYNEL Abdurrahman ZEYNEL editor

YAZARIN SON YAZILARI

Heybeliada Papaz Mektebi Ve Rum Okulları

Heybeliada Papaz Mektebi Ve Rum Okulları

Radikal İslamcıların Değişimi

Radikal İslamcıların Değişimi

Azınlık Ve Misyonerler, Ve Osmanlının Yıkılışı

Azınlık Ve Misyonerler, Ve Osmanlının Yıkılışı

Azınlık ve Misyoner Okullarının Osmanlının Yıkılışındaki Rolleri
Tuzak Ve Provakatör

Tuzak Ve Provakatör

Osmanlı Pay Edilirken

Osmanlı Pay Edilirken

Aziziye Tabyaları, Nene Hatun Ve 9 Kasım Ruhu

Aziziye Tabyaları, Nene Hatun Ve 9 Kasım Ruhu

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.