Mustafa Özbilge Mustafa Özbilge Dıngılım

Tanbûrî Cemil Bey'in Telinden Kapitalizmi Tel'în

Cümle ervâh-ı makaamât açılır arşa kadar

Râst Mâhur ile Uşşaak Muhayyer'le döner

Yahya Kemal Beyatlı

 

Mûsikimizin üstadları, Tanbûrî Cemil (1871-1916) için tanbura yeni bir hareket getirmiş, yeni bir üslûp ve ifade gücü kazandırmış; her notaya bir veya birkaç mızrap vurmak sûretiyle, bu sazı yeknesaklıktan kurtarmıştır, derler.

Öyle ki tanburun mızraplı bir saz olmasına rağmen; Cemil Bey'in keman, viyolonsel yayı ile çalma tarzını başlatarak "Yaylı Tanbur"u ortaya çıkardığını biliyoruz.

Osmanlı'nın devr-i âhirinde yaşayan en büyük sanatçılardan Tanbûrî Cemil Bey'in taş plaklardan çekilmiş eserlerini imkan buldukça dinlemeye çalışıyorum.

Çocukluğumdan beri bir edeptir öğrendiğimiz, ezan-ı Muhammedî okunduğunda, bir mekânda eğer müzik açıksa hemen kapatılır. Hatta cuma vakti hiç açılmaz. Kasabadan biri vefat etmiş ise buna çok daha dikkat edilir.

Şu sıralar bakıyorum da bir değişiklik var bende. Tanbûrî Cemil'i dinlerken ezan okunuyor, benimse hiç aklıma gelmiyor sesi kapamak. Ezanın sonuna ancak yetişiyorum. Acaba bu, ezana olan hürmetimin azaldığından mıdır, diyorum.

Hayır. Çünkü bir yandan çocukken ezberlenen virdleri tekrarlıyorum. Ama öte yandan tanbur da hafif hafif çalmaya devam ediyor peşi sıra.

Sonra anladım ki Tanbûrî Cemil'in çaldığı makamla ezanın makamı yer yer örtüşüyorlar; biri, diğerini bastırmaya çalışmıyor, Cemil Bey'in tanburu, ezana muhalefet etmiyor, onu dışlamıyor. Hatta bir âlemden başka bir âleme, mâverâya yükseliyorlar beraber.

Şayet ezan okunurken son dönemde vatanı işgal etmiş olan dekadans müzik yanımda çalıyor olsa, hiç beklemeden müziği kapatıyorum. Bir gaflet söz konusu olmuyor. Çünkü bu müzikte güçlü bir muhalefet var ezan-ı Muhammedîye.

Amacım ezan okunurken Tanbûrî Cemil dinlenebilir, misal pop müzik dinlenemez diye fetva aramak değil. Sadece şahit olduğum bir vakadan yola çıkarak Cemil Bey'in telinden kapitalizme nasıl lanet okunduğunu ispatlamak istiyorum.

Eli çantalı bir hanımefendi dükkana girerek Saint Exupery'nin Küçük Prens kitabını sordu. Bu kitap şu sıralar çok satıyor. Sebebini bilmiyorum. Yüz temel eser arasında kabul edilmiş olabilir. Yahut bir pasajında, kılık kıyafet kanunu yüzünden Atatürk'e, bir Türk diktatörü denmiş olması; kitabı, bugünün liberal siyasetinde kullanıma pek uygun hâle getirmiş olabilir. Belki de dizilerden birinde mevzûubahis edilmiştir. Artık kitabı okuyanlar, durumu daha iyi değerlendirebilirler.

Kitabın farklı yayın evlerinden birkaç baskısı var. Fakat yazarın suluboya resimler koyduğu orijinal baskı, elimizde kalmadığından; hanımefendiye, kitabın şu an mevcut olmadığını; ama yakın zamanda gelebileceğini, isterse kitap geldiğinde bir kenara ayırabileceğimizi söyledim.

İçi, tıka basa dolu olduğu belli olan siyah çantasının üzerindeki parlak banka logosuna parmağını bırakarak, mesleğine işaret etti. İzmit'e her zaman gelemediği, bu sebepten kitabın ayrılmasına da gerek olmadığını söyledi.

"Hımm, banka mı!" diyerek karşımdakinin bir anda ifrit kesilmesine sebep olduğum, ancak benim hangi küstah yüz ifademdir bu, ayna olmadığından bilemediğim; şu an yatışması pek güç, çileden çıkmış bir "mobil eleman hanımefendi"ye karşı, elime bir an önce kalkan almazsam ne olacağını tahmin bile edemediğim güç bir durumla karşı karşıya bulunuyordum.

Aslında sinirlenmesi gereken bendim. Çünkü bizim kasabanın gurbette yaşayan çocukları, dükkana her geldiklerinde, bankalara ne kadar borçlu olduklarını, bankadan bankaya nasıl borç devrettiklerini (takla attırdıklarını) anlatıp epey canımı sıkıyorlardı. Bu esaretin, kendilerini ne derecede etkilediğine kederli yüzlerinden sürekli şahit olurken bir de kapitalizmin tapınaklarına sunaklar sunmam beklenemezdi her halde.

Hanımefendi üst perdeden:

-Faiz, haram falan deyip bankayı kötüleyeceksiniz değil mi? Benim işimi, ekmek paramı... Ama şunu unutmayın, daha çok sizinkiler kullanıyorlar bu kartları, jeeplere binenler de onlar... Zâten dinlediğiniz müzikten de anlamıştım banka için böyle düşündüğünüzü...

Şaşırdım, şaş-a-kal-dım, şaş-dım da kal-dım...

Yahya Bey (XVII.yy): "Fâsıkı muztaribü'l-hâl eder âvâz-ı ezan" (günahkarı ıztıraplı, rahatsız kılar ezanın sesi) demiş. Biz bunu şöyle söyleyebiliriz artık: "Fâsıkı muztaribü'l-hâl eder âvâz-ı Tanbûrî Cemil Bey"

Tanbûrî Cemil Bey'den beş asırlık Gülizar Taksim'i dinliyorduk. Ötesi yok, Gülizar Taksim!

Bereket bu ya, muârızım, hızını alamamış, ithamlarını henüz tamamlayamamıştı ki Neyzen Erdoğan Hoca içeri giriverdi ve hanımefendi dükkanı terk etti.

Talihsiz bir vaka! Az daha dursaydı, Hoca'dan, Kûçek Derviş Mustafa Dede Efendi'nin bestesi olan Beyâtî Âyin-i Şerif'i dinleyecekti... Nasip...

"Her ki bugün Veled'e inanuben yüz süre

Yoksul ise bay olur, bay ise sultan olur."

 

#
Mustafa Özbilge Mustafa Özbilge editor

YAZARIN SON YAZILARI

Uçmak

Uçmak

Mustafa Özbilge'nin "Uçmak" şiiri
Seçimi Kararsızlar mı Belirleyecek? (23)

Seçimi Kararsızlar mı Belirleyecek? (23)

Türk milleti, en kararlı olduğu dilinde bile bî-karar duruma düşürülmüştür. Dilinde bî-karar kılınan bir milletin ise hiçbir alanda istikrârı temin etmesi mümkün görünmemektedir.
Kardanadam

Kardanadam

...
Taraklı'nın İstiklâl Madalyaları (22)

Taraklı'nın İstiklâl Madalyaları (22)

İstiklal Marşında ifadesini bulan "en son ocak" apartman dairesinden tütmeyecektir.
Belediye Başkanları Muhtar Olabilecekler mi? (21)

Belediye Başkanları Muhtar Olabilecekler mi? (21)

Kararsızlığın, belirsizliğin hâkim olduğu anlarda dahi onların uykuları; kilitlenmiş "hayır" kapılarını açabilen istihâre uykusudur.
Şeytan Boşaltır

Şeytan Boşaltır

...

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.