Abdurrahman ZEYNEL Abdurrahman ZEYNEL Kalem

Terör Nasıl Önlenir

Ramazan ayı, bayram ve sonrasında tüm ülkeyi yasa boğan PKK terörüne karşı öfke katlanarak büyüyor! Bir ayda Şınak’ta, Uludere’de, Gaziantep’te ve diğer yerlerde 50’den fazla şehit onlarca yaralı ve bir o kadar maddi kayıp verdik. Uluslar arası platformlarda çok yara aldık.

Bütün yurdu öfkeye ve eleme boğan hain ve kahpe saldırılar sonucunda kaybettiğimiz aslan Mehmetçiklerimizi ve sivil vatandaşlarımızı Allah’u Teâlâ’nın yüce katına uğurladık.75 milyonun acısı, duaları Yüce Allahın katına yükselirken gözlere yaş, yüreklere kor düştü. Bunun karşısında kararlı vakur bir o kadar öfke dolu görünüm sergiledi!

Mehmetçiğe yapılan her saldırı, sivil halka karşı girişilen her menfur eylem milletin vicdanın derinliklerinde duyulmuş, milyonlarca Müslüman Türk evi kendi yavrusunu hain terörde kaybetmişçesine yürekleri yanmış, kavrulmuştur! Şehitlerin Allah katına uğurlanması sırasında yapılan cenaze törenlerine bakıldığında şehidin anası, babası, eşi, akrabaları ve uğurlamaya gelen cemaat, onlarca yiğidin uğurlanışında nasıl metanet sergilediğini, öfkesini yüreğine gömdüğünü, devasa bir güç haline geldiğini gördük! Şehitlerin naaşlarının kabirlerine indirilmesi esnasında, şehit anasının veya kardeşinin sözlerini dinlerken ağlamadan dinlemek mümkün olmadı. Olayı fotoğraflamak amacıyla giden gazeteciler ve halk ekranları başında törenleri izleyen tüm insanlar ağlama tufanına kapıldı! Artık Türkiye kendisine kurulan haine tuzaklara karşı; ıstıraptan, gözyaşından, duadan ve kararlıktan oluşan ve tufanlar yağdırabilecek, bir rahmet bulutu haline geldiğine şahit olduk.

Yönetenler Kararlı Olmalı, Lozan’ı İyice Anlamalıdırlar:

2003 yılından beri şehit cenazeleri Türkiye’de gündemde ama cenaze törenlerinde zaman zaman iktidara yönelen eleştirilerden rahatsız olanlar cenaze alaylarına sahip çıkacağı yerde, oluşan bu toplumsal iradeden korkmuş, kendini dışlanmış hissetmiş, hatta “askerlik yan gelip yatma yeri değil” bile dediği zamanlar olmuştur.

Bir başka yanlış emperyalist hainlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin “Kürt meselesi” demekte ısrar ettiği bu meşum kavram kör hafız gibi tekrarlanarak bu güne kadar gelebilmiştir.

 Lozan’da çöp sepetine atılmış olan ve Türkiye’nin bölünmesi için yıllardan beri kullanılmakta olan bu meşum dosyayı bazıları bilerek veya bilmeyerek sorumsuzca Türkiye siyasetinde tekrar konuşulur hale getirmiştir! Bu konuda söz beyan edenler bu meşum kelamın nasıl zehirleyici bir kelam olduğunu bilselerdi, PKK’nın kuruluş amacının ne kadar tehlikeli olduğunu bilselerdi her halde, böyle dehşet verici, ihanetten farksız derin gaflete düşmezlerdi.

28 yıldır Gösterilmeyen Siyasi İrade Artık Gösterilmelidir:

Ama olan olmuştur! Türkiye bu noktadan sonra askeri, polisi, istihbaratı, eğitimi, diyaneti, gönül adamları ve yetişmiş bürokrasiyle meseleye kısır çekişmelerin ötesinde bakarak, tam bir milli mutabakat çerçevesinde dünya konjoktörünün imkânlarını kullanarak sınırlarını artık yolgeçen hanı olmaktan çıkarmalıdır! Sınırları yıllardan beri ihlal edilen bir devletin caydırıcılığı önemli ölçüde sarsılmıştır!

Bugün Irak ve Suriye sınırındaki acı gelişmeler, Güneydoğu Anadolu’da Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye’ye duyduğu sadakat ve bağlılığı akıl almaz bir imtihana sokmuştur!

Türkiye’nin yarısından fazlasının oyunu almış olan AK Parti, PKK terörü ile mücadelede Türkiye’nin en büyük zaafını oluşturan sağlıksız anlayışını sorgulamalıdır! Sadece AKP değil ama bütün siyaset merkezleri kendini sorgulamalıdır. Meclis terörle mücadelede doğru, emin, güvenilir yeni bir milli strateji ortaya koymalıdır. Her türlü bölücülüğün, etnik ayrışmacılığının önünün kesilmesine öncülük etmelidir.

Laf Yerine İş Üretilmelidir:

Artık laf değil, Türk Milleti olarak iş beklediğimizi sonuç ve kararlılık görmek istediğimizi yıllardan beri söylüyoruz! Bütün millet soruyor? 30 yıldan beri iktidar gücünü elinde bulunduranlar sizler ne yapıyorsunuz?

“Önce içerdeki teröristleri tepeleyelim, sonra dışarıdakilere bakarız” gibi teröristi caydırmayan ama azdıran sözler söyleye geldiniz! Siyasetin alacağı tedbirler bu kadar mıydı? Siyasetçinin vatandaşın sırtından siyaset öğrenmeye hakkı var mıydı? Bulunduğunuz makam bilme, görme ve icra etme makamı değimliydi? Yoksa mazeret üretme makamı mıydı? Yani siz PKK terörü karşısında alınması gerekli kararları tam olarak aldınız mı? Almadınız? Hem kendi ataletinizi, hem de terörizmi teşhis ve kullandığı elemanları fark etmemekteki zaafınızı sorguladınız mı? Kayıplarımız dolayısıyla kendinizi sorumlu hissettiniz mi? Hissettinizse bunu millete nasıl göstereceksiniz? Veya göstermelisiniz!

Terörle Mücadeleye; Siyasi, Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Tarihsel Boyut Katılmalıdır:

Yukarıda yazdık, artık laf değil iş istiyoruz! Laf yerine iş istiyoruz derken, halk laf değil işin sonuçlandırılmasını istiyor. Ama halk hangi imkân ve vasıtalarla sizin söz değil iş ürettiğinizi anlayacak ve denetleyecek? Bugün PKK terörünün iç ve dış kaynakları olduğunu bilmeyen bir Allah’ın kulu yok!

Terörizm iç ve dış kaynaklar tarafından besleniyor! Bunu artık sağır sultan bile duydu. Ancak terörizm bir insanlık suçu olmasının dışında bir pis savaş olduğunu, insanımıza ve dünyaya anlatabildik mi? Yani Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bu savaş türünü biliyor muyuz? Bunu millete anlatmak yönetimin sorumluluğu değimlidir?

Görünen o ki, siyasetin bir “terörle mücadele programı, stratejisi”nin varlığı şüpheli… Var mı yok mu, bunu anlamanın en iyi yolu da siyaseti sorgulama ve terörle mücadele için meclisin ilke kararları ortaya koymasıdır! Meclis Türk İstiklal Savaşını yönetmiş şanlı ve gazi selefi gibi Türkiye’nin terörizme karşı savunulmasını da demokrasi içinde yapmalıdır! Bir mücadele programını ortaya koymalıdır!

10 yıldır iktidarda bulunan AK Parti, terörizmin sebep olduğu acıların, beklentilerin ve umutların bütün milletin dikkatini, sınırda harekât emri bekleyen Mehmetçiğe, polise ve diğer emniyet güçlerine tam yetki vererek bu acı olayı bitime gayret ve cehdini göstermelidir.

Basın Kötü Örnek Oldu:

Yoksa şu çağda basına sansür mü koymaya kalkıştı? Ve tüm yazılı ve görsel medya bu sansürden geçti, bereket versin ki bu sansür mahkeme eliyle iptal edildi! Ancak basında bu görev ve sorumluluğunun farkına varamadı. Verilen haberler, Televizyonlarda yapılan sözde açık oturumlar milletin varlık ve bekasını korumak yerine tam bir PKK propagandasına dönüştüğünü ibretle hüzünle seyredip konuşmalara şahit olduk. Konuşmacılar özellikle seçilerek çıkarılmış ve bölücü reklamını yapmışlardır. Konuyu iyi bilenlere ise bu programlarda asla yer verilmemiştir. Artık bu yanlış alışkanlıktan vaz geçilmelidir. Yapılan programlar birlik ve bütünlüğü pekiştirecek gerçek aydılar tarafından yapılmalıdır.

Terörle Mücadelenin Vaz Geçilmez Esası İslam’dır:

Elbette demokrasi ve basın hürriyeti içinde terörizmle mücadele zor, ama iktidar; demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesini çiğneyerek değil, kollayarak iş görmelidir. Bu durumda millet de bakıp anlayacak; laf mı üretiliyor, iş mi yapılıyor diye meseleyi sorgulayacaktır. Bilinen bir şeyi tekrar söylemek pahasına gerçeği söyleyelim. PKK terörünü besleyen iç ve dış kaynakları olanca çıplaklığı ile açıklayalım. Bu bataklıkların ekonomik, kültürel, sosyal tedbirlerle kurutulmasını sağlayalım. Üslerinden, irtibatlarından ve desteklerinden terör odaklarını ayıralım. Sonuçta terörü ortadan kaldıracak bu savaşın kararlıkla, bir tek Mehmetçiğin kanını feda etmeden yapılmasını sağlayalım. Terörist saflarında bulunanların; kandırılmış, saptırılmış aldatılmış unsurlar olduğunu asla unutmadan bölgenin, bu ümmetin kandırılmış unsurları olduğu göz önünde bulundurularak terörle savaşalım.

Terörün eleman devşirdiği bölge, esası itibariyle İslam Orta Doğusu’dur! Maalesef bu dünya bölgenin; İslam, Selçuklu, Osmanlı Türk geçmişine saygı duymayan emperyalist emellerin güdümünde yabancılar tarafından büyük bir hoyratlık içinde parçalanmış, şekillendirilmiştir! “Orta Doğu” olarak adlandırılan bu coğrafya yeniden aslına uygun olarak restore edilmek durumundadır!
olmalıdır. O da Orta Doğu’nun İslam medeniyeti yani barış medeniyeti temelinde yeniden yapılandırılmasıdır! Türkiye’nin PKK terörü ile mücadelesinin temelinde coğrafya ve medeniyet vardır. Bu vaz geçilmez durumun boyutunun esası İslam’dır! Bu husus unutulmamalıdır!

Durum acil ve vahimdir. Yönetenler derhal; kısa, orta, uzun vadeli milli bir çözüm yolu ortaya koymalıdırlar. Öncelikle; tarihsel gerçekler, coğrafik olaylar, kültürel etkileşmeler, biyolojik birliktelikler, ekonomik bağımlılıklar, inançların bir olduğu esasına yönelik acil, kapsamlı, doğru, şaibeden uzak, ötekileştirmeden sağlam bilgiler aktarılmalı, bin yıllık tarih esas alınmalıdır.

#
Abdurrahman ZEYNEL Abdurrahman ZEYNEL editor

YAZARIN SON YAZILARI

Heybeliada Papaz Mektebi Ve Rum Okulları

Heybeliada Papaz Mektebi Ve Rum Okulları

Radikal İslamcıların Değişimi

Radikal İslamcıların Değişimi

Azınlık Ve Misyonerler, Ve Osmanlının Yıkılışı

Azınlık Ve Misyonerler, Ve Osmanlının Yıkılışı

Azınlık ve Misyoner Okullarının Osmanlının Yıkılışındaki Rolleri
Tuzak Ve Provakatör

Tuzak Ve Provakatör

Osmanlı Pay Edilirken

Osmanlı Pay Edilirken

Aziziye Tabyaları, Nene Hatun Ve 9 Kasım Ruhu

Aziziye Tabyaları, Nene Hatun Ve 9 Kasım Ruhu

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.