Abdurrahman ZEYNEL Abdurrahman ZEYNEL Kalem

Suriye Olayına 1945 Metreden Bakmak

Zor ve problemli bir dönemden geçiyoruz. Terör can almaya devam ederken Arap baharıyla başlayan olaylarda ülkemizi etkilemeye devam ediyor. Özellikle Suriye ile geldiğimiz nokta hiçte hoş bir ortam değil. Bir yıldan daha fazla bir süredir Suriye hükümeti bütün nasihatlere karşı halkıyla kavgaya devam etmekte, bizlere ulaşan haberlere göre şehirler, kasabalar ve köyler bombalanmakta insanların can, mal ve diğer hakları yok edilmektedir. Erzurum’dan baktığımız duruma göre iş vahim ve acil gibi görünmektedir.

Hükümet kuvvetlerinin karşısında çatışan taraflarda boş durmamakta kendilerince çatışmayı devam ettirmekte ve rejimin yıkılması için iç ve dış destekçileri ile içli dışlı olmaktadırlar.

Türkiye ise bütün çabalarına rağmen Esad’ı ikna edemedi ve muhaliflere bütün kapıları açarak Suriye yönetimiyle bütün bağlarını kopardı. En son olarak Suriye bir uçağımızı düşürerek Türkiye’ye meydan okudu. Bunun diplomasideki dili ancak böyle tarif edilir. Bütün bu gelişmeleri anlamak için biraz eskilere gidip Palandöken tepelerinden olaya bakmak istiyorum.

Tarih Boyunca Bölge:

Ortadoğu özellikle Suriye toprakları tarih boyunca büyük savaşlara sahne olmuş çok acılar çekmiş bölgedir. Mısırlılar ile Hitiler bu coğrafyada savaşmış, İslam orduları Bizans la burada savaşmış, Emevi –Abbasi kavgası bu topraklarda cereyan etmiş, 200 yıl devam eden Haçlı savaşları bölgeyi kan gölüne döndürmüştür.

Osmanlı –Memluk kavgası, Mercidabıkta başlamış Ridanyede sonuçlanmış, Osmanlı –Fransız kavgası Akka, Lazkiyede devam etmiş 1830’lara gelinmiştir. Bu tarihten sonra bölgeye yeni aktörler hücum etmiş beklide bugünlerin senaryolarını çizmişlerdir.

Azınlık Okulları Açılıyor:

Başta misyonerler olmak üzere Amerikalılar, Fransızlar, Ruslar, İngilizler ve Almanlar bu coğrafyada onlarca okul açarak kendi devletlerinin çıkarlarını koruyacak uç noktalarda kaleler oluşturmuşlardır. Amerikalaıların yüzden çok okulu, Rusların 44 okulu, Almanların 21 okulu, İngilizlerin 50’den çok okulu ve Fransızların 60 kadar okulu varken Osmanlının sahip olduğu okulların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu.

Emperyal devletler bölgeye okullar yoluyla yerleştikten sonra yöre halkını Devleti Aliye’ye karşı kışkırttılar ve acılı yıllar başlarken bu devletlerde bölgeye iyice yerleştiler.1918 yılından itibaren bu toprakları Fransız, İngilizlere tek ederken bölgedeki haklarımızı da terk ettik. Gücümüz yoktu. Takatimizin son noktasındaydık.

Kısa Tük- Suriye İlişkileri:

Suriye bağımsızlığına kavuştuktan sonra Türkiye ile arası pek de iyi olmadı. Menderes dönemindeki kriz iki ülkeyi karşı karşıya getirdi. Rusya’nın devreye girmesiyle olaylar biraz duruldu. Hafız Esad döneminde “Hatay” Suriye topraklarında gösterilince, Keban ve Atatürk barajları yapılınca ve yıllarca PKK’yı topraklarında beslemesiyle iki ülke ilişkileri hiçte iyi gitmedi. 1998 yılında “Kara Kuvvetleri Komutanının” sert açıklamaları ile başlayan, Adana süreci ile ilişkiler iyi bir ivme kazanırken, AKP döneminde “Erdoğan-Esad” kol kola kardeşlik mesajları verdiler. İki ülkenin bakanlar kurulu beraber toplantı yaptı derken “Arap Baharıyla” ilişkiler bozuldu ve iki ülke savaşın eşiğine geldi. Bu durum bölge için hiçte iyi hiçte iyinin işareti olmadı. 

Paktlar Dönemi:

İkinci Dünya savaşıyla bölge yönetim olarak el değiştirirken Suriye’de sözde bağımsızlığına kavuşuyor ama İsrail problemleriyle de karşı karşıya kalıyordu. Bu dönemde Baba Hafız Esad devrimle yönetimi ele geçiriyor ve azınlık bir etnik gurupla ülkeyi demir yumrukla idare ediyordu. Bu dönmede NATO- VARŞOVA PAKTI karşılıklı çıkar alanları oluşturuyor ve Suriye’de Rusların payına düşüyordu. Bu dönem nispeten kavgasız geçti. Sovyetler dağılınca artık ABD bölgeye tam hâkim olma, enerji koridorlarını kontrol etme ve petrolün akışını dizginleyebilmek için stratejik hamleleri yaparak önce Irak, sonrada büyük Ortadoğu adını verdiği projeyle tarih yazmaya başlıyordu. Bu stratejinin temelleri ise 1983 yılında atılmış adım adım uygulanmaya sokulmuştu.

Tek kutuplu Dünya veya ABD hâkimiyeti:

1993 yılındaki NATO toplantısında yeni düşman tanımlanmış ve İslam ve Ortadoğu seçilmişti. O günden sonra bölgemizin kırılgan dengeleri iyice kırılgan hale getirilerek dış müdahalelere açık bırakıldı. Amaç batının bölgedeki varlığını artırmak ve enerji havzalarını kontrol etmek esasına göre tanzim edildi. Yaşadığımız olaylar bunun göstergesi durumundadır. Tabi bölge yöneticilerinin batıya bağlı olmaları bu işi körüklemektedir.

Tunus’la başlayan süreç Suriye ile belli bir şekle gelmiş bölge dışı aktörler kendi menfaatleri doğrultusunda yaraları kaşımakta dün elde ettikleri kazanımları bugün için artırma çabası içindedirler. Bunun nedenleri ise şöyle özetlenebilir.

Etnik ve Dinsel Yapı:

Suriye’de % 12 Türk,%8 Kürt,%12 Hıristiyan ,%68 Arap olan etnik yapıya sahiptir. Bu yapıda % 12 Nusayriler %12 Hıristiyanlığın farklı mezhepleri ve %76 Sünni’lerden oluşan etnik ve dinsel farklılıklar bu kavgayı körüklemekte, bu durum batılı emperyalistlerin bölgeyi karıştırmak için bahanelere sebep olmaktadır.

19 yüzyılda sömürgecilik esasına dayanan anlayış 1945’lerden sonra yerini ideolojilere bırakmış günümüzde ise sözde demokrasi, liberalizim anlayışıyla devam ettirilmektedir. Aslında bölgede yeniden şekillenen dünya hâkimiyetinin küçük kavgası devam etmektedir.

Mini Dünya Savaşı:

Bir tarafta ABD, İngiltere, Almanya, Arabistan, Körfez ülkeleri ve Türkiye, diğer tarafta Çin, Rusya, Fransa, İran güçler dengesinin tarafı olmaktadırlar. Kenarda durup kendine pay çıkaran İsrail ise işin en kazançlı tarafıdır. Güçler ne pahasına olursa olsun kontrol etme ve yönetme istekleri devam ettirmek istekleri kan akmasına sebep olmaktadır.

Kazanan ve Kaybeden Taraflar:

Kriz devam ettikçe en büyük zararı masum Suriye’deki Müslümanlar, Türkler ve Türkiye görecek buna karşılık en kazançlı taraf İsrail ve Kürtler olacaktır. Böylece Amerika’nın bundan böyle haritaları ben düzenleyeceğim anlayışı hayat bulmuş olacaktır.

Sonuç:

Eğer Türkiye’de politikaya yön veren mahfiller, yöneticiler, köşe yazarları ve sözde sivil toplum kuruluşları meseleye bu açıdan bakmaz ise mutlak kaybedenin Suriye’deki Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti olacağı aşikârdır. Çünkü Irakta nasıl Türkmenler kaybetti ise, Türkiyenin bütün kırmızıçizgileri yok edildiyse korkarım aynı durum Suriye olayında da başımıza gelecektir.
 


 

#
Abdurrahman ZEYNEL Abdurrahman ZEYNEL editor

YAZARIN SON YAZILARI

Heybeliada Papaz Mektebi Ve Rum Okulları

Heybeliada Papaz Mektebi Ve Rum Okulları

Radikal İslamcıların Değişimi

Radikal İslamcıların Değişimi

Azınlık Ve Misyonerler, Ve Osmanlının Yıkılışı

Azınlık Ve Misyonerler, Ve Osmanlının Yıkılışı

Azınlık ve Misyoner Okullarının Osmanlının Yıkılışındaki Rolleri
Tuzak Ve Provakatör

Tuzak Ve Provakatör

Osmanlı Pay Edilirken

Osmanlı Pay Edilirken

Aziziye Tabyaları, Nene Hatun Ve 9 Kasım Ruhu

Aziziye Tabyaları, Nene Hatun Ve 9 Kasım Ruhu

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.