"Sırada Türkiye Var!" Riyakârlığı Üzerine
İlkokul beşteydik. Dersimiz boştu. Erkekler olarak topu aldığımız gibi bahçeye maç yapmaya çıkmıştık. Oysa Müdür Muavini rahmetli Mehmet Ali Çınar, boş derslerde devlet parasız yatılı sınavlarına çalışmamızı şart koşmuştu. Unuttuk!
***
Dört köşeli kalın sopayı görünce hepimiz ip gibi dizilmiştik Hoca'nın karşısına. Acaba nutuk atıp bırakacak mıydı yoksa korktuğumuz başımıza mı gelecekti? Sopa bir kişinin elinde şakladıysa artık sıranın sonuna kadar onun inip kalkacağından kimsenin şüphesi kalmazdı.
***
Korkulan oldu. Komut, katmerliydi: İki elinizi açın! İlk öğrencinin ellerine uygulanan vuruş hızı, kendimize neyin geleceği noktasında bilgi sahibi kılardı bizi. Bu bilgi ne işe yarar? Endişeyi azaltır ya da çoğaltır.
***
Bu sıra sopalarında, bazen hocanın eli tam oturmaz sopaya, bazen motivasyonu düşer anlık... Bazen de öğrencinin elini biçimsiz tutmasından kaynaklı sopa yalpalar. Her ne olursa olsun, bizim Mehmet Ali Hoca böyle küçük aksaklıklara mahal vermezdi. En az yirmi öğrenciyi başladığı gibi bitirirdi. Öyle de oldu. Hatta sıranın ortasındaki oğluna bir kademe daha şiddetli vurmuştu. Mekânı Cennet olsun...
***
Benim bu yazıda asıl dikkatinizi çekmeye çalışacağım şey bundan sonrası. Bahçedeki bu manzarayı seyre bakan beden eğitimi dersine çıkmış öğrencilerin gözlerinden şu iki hali okurdum. Üzerinde pek durulmayan hafif bir empati hissi... Nedir o? Birgün olur da bu sopa benim elime de şaklarsa... Fakat bu düşünce pek uçarıdır. O an unutulur gider. Fakat ikincisi sadizme yakın bir şeydir. Zevk almak... Bizim avuçlarımızda ateş yanarken onların da gözlerinde zevkin ateşi tutuşur. Bu öyle bir zevktir ki sadece seyretmekle kanaat edilmez, teneffüste başka sınıflara da ballandıra ballandıra anlatılır. Ne dayak yediler be!
***
Sıra birgün size de gelecek öyle mi?
***
Irak işgale uğradığında birileri sıranın Türkiye'ye geleceğinin propagandasını yapmakla meşguldü. Filistin'e soykırım yapıldığında da sıranın Türkiye'ye geleceği propagandasına devam ettiler. Lübnan yıkıldı. İsrail, Suriye'ye girdi. Mesele şimdi o değildi ama... Sıranın Türkiye'ye gelecek olmasıydı. Asıl hedef biziz, propagandasıyla günü geçiştiriyorlardı.
***
Şimdi İran üzerinden bu müptezellik devam ediyor. Önce İran'ın İsrail'i kesinlikle vuramayacağını söylediler. Vurunca zaten etkisiz atıyor dediler. İran, İsrail'i vursun canım, ama yeterince vuramıyor. Attıklarını demir kubbe yakalıyor ha ha ha... Yani ben taraf tutmam ikisi de birbirini yesin keh keh keh... 176 okul çocuğunun cenazesi vah vah vah...
***
Hemen ardından gelecek cümle hazırdı. Asıl hedef biziz, Türkiye... Sıra bizde. Ama bize saldıramazlar, milli teknoloji hamlemiz falan filan...
***
Yani bu ülkelere neden saldırılıyor? İran bugün neden hedefte? Emperyalizm nedir? Senin ülken, bu emperyalizmin destekçisi mi köstekçisi mi? Kardeş Arap ülkelerini vuran İran; Arap kardeşlerin noktasında seni neden bir anda hassaslaştırdı? Oralardaki Amerikan üsleri ümmeti mi muhafaza ediyordu?
***
Öyle megalomanca dar bir kafayla "biz" diyerek değil! İşgale uğrayan ister Vietnam olsun ister Filistin ya da İran, Küba, Lübnan... Amerika'ya karşı "Biz" zamirinin kapsamı, bizim ne mal olduğumuzu açığa çıkarır.
***
Amerikancılık ve siyonizm destekçiliği; gözlerdeki zevkte, dillerdeki hazda okunuyor. Riyaya gerek yok! Bu hastalıklı zihnin korktuğu tek şey var bugün: İran'ın; Amerika ve İsrail'i zelil duruma düşürmesi. Çünkü bu takdirde sıra bize hiçbir zaman gelmeyecek. Zira sırayı savayım derken farkında olmadan sıra üzerimizden geçmiş olacak...
