Fenâ Fillâh
Fenâ Fillâh
Yusuf'u gördüm düşümde, cehennemdi kuyusu.
Hak yoluna düşenin olmaya bir korkusu.
Günde bahar, canda nar; benliğim de kül oldu!
Nereden baksan ziyandaydım, fenâ denizine daldım.
Aşkın düştü gönlüme, gece kandile döndü.
Bir “Ol” nefesi ile içimde âlem söndü.
Sonra İbrahim'i duydum atılırken ateşe;
Dedi: "Allah bize yeter", o en güzel vekile!
Ben sandığım ne varsa, adını anınca erir.
Hiçlik denilen kapıdan Hak şerbeti içilir.
Yetiş ey Cebrail, kanı değmeye yere,
Muhammed Mustafa erdi Burak ile göğe.
Ne sözüm halim anlatır, ne nidam duyulur.
Sensin sükutumdaki sır, sensin sözümde nida,
Kalbim secdeye varır her atışında Hû’da!
Sensin ebedi yar, sensin yegane dava.
Ne varlık ister canım, ne yoklukta bir iz;
Sen ol yeter ey Rabbim, durulsun bu deniz.
Ne cennet ister gönül, ne Kevser, ne taht u tâc,
Tek cemâlin tecellisi - ruhuma sonsuz ilâç.
