TARAKLIDA KÖPÜK HELVASI TADINDA DEVRİ ALEM
Merhaba değerli okuyucularım,
Bu hafta sizlerle, yaşadığım güzel Taraklı’nın tarihî sokaklarında gerçekleştirdiğimiz anlamlı bir yolculuğu paylaşmak istiyorum. TGRT ekranlarında yayınlanan Devr-i Âlem programının yapımcısı ve gazeteci İsmail Kahraman, Taraklı’ya gerçekleştirdiği ziyaret ve çekimler kapsamında ilçemize misafir oldu. Biz de kendisiyle birlikte Taraklı’nın otantik sokaklarını, tarihî yapılarını ve geleneksel yaşam kültürünü adım adım dolaşarak geçmişten günümüze uzanan hikâyeleri konuştuk. Bu gezide, Taraklı’yı burada yaşayan bir insan olarak anlatmak ve misafirimiz İsmail Kahraman’a farklı bir Taraklı deneyimi yaşatmak benim için ayrı bir mutluluk oldu.
Aynı zamanda bu gezi, İsmail Kahraman’ın Taraklı sokaklarını üç tekerlekli akülü motorumuzla bu şekilde dolaştığı ilk deneyim oldu. Birlikte sokak sokak ilerlerken, yalnızca tarihî yapılara değil, Taraklı’nın günlük yaşamına, geleneklerine ve hafızasında yer eden ayrıntılara da yakından baktık.
İlk durağımız, tarihî çınar ağacı ve hemen yanı başındaki tarihî çeşme oldu. Burada Taraklı’nın geçmişine dair ayrıntılı bilgilerimizi paylaştık. Ardından Yusufbey Mahalle Camii ve şadırvanında tarihî dokuyu ve mahalle kültürünü konuştuk.
Taraklı’nın geleneksel evlerinden biri olan Terzi Sadık Özen’in tarihî evinin hikâyesini de birlikte dillendirdik. Yusufbey Mahallesi’nin eski yolundan ilerleyerek tahta köprüden geçtik. Göynük Suyu’nun akışını seyrederek geçmişin izlerini bugünün gözleriyle takip ettik.
Taraklı’nın geçmişteki üretim ve yaşam kültürünü anlatırken, değirmen suyundan elektrik üretildiğini, çamaşırhanelerin, yani Taraklı tabiriyle “Doncak” kültürünün mahalle hayatındaki yerini de anlattık.
Yolculuğumuz bizi tarihî hamama ve Hamamönü Sokağı’na götürdü. Fenerli evin çevresinde ise Taraklı’nın doğal ve ekonomik hayatında önemli bir yeri bulunan dut ağaçlarından ipek böcekçiliğine, elma ve erik üretiminden geleneksel tarıma kadar pek çok konuyu konuştuk.
Ardından Rüştiye Meydanı ve Rüştiye Mektebi üzerinde durduk. Taraklı’nın eğitim tarihine dair hatıraları yad ettikten sonra rotamızı Yunuspaşa Camii’ne çevirdik.
Yunuspaşa Camii önünde, Yunuspaşa, Orhangazi ve Ankara caddelerinin burada kesişen yollarını anlattık. Bu bölgenin yalnızca ulaşım açısından değil, Taraklı’nın ticari ve sosyal hayatı açısından da taşıdığı öneme dikkat çektik.
Taraklı çarşısında ise geçmişten günümüze yaşatılan Ahilik kültürünü konuştuk. Esnaf geleneğinin, dayanışmanın ve komşuluk ilişkilerinin izlerini bugün de görmek mümkün.
Bu tarih yolculuğunun elbette bir de lezzet durağı vardı.
Taraklı’nın geleneksel lezzetlerinden köpük helvasının hikâyesini anlatmak üzere eşim Ayşe Kömürcü, dört kuşaktır sürdürülen Kömürcü ailesi geleneğinden söz etti.
Kömürcü ailesi olarak dördüncü kuşak şeklinde devam eden köpük helvası imalatının, Taraklı’nın yalnızca damak tadı açısından değil, kültürel mirası bakımından da önemli bir değer olduğunu anlattı. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu gelenek, Taraklı’nın geçmişten günümüze taşıdığı üretim kültürünün güzel örneklerinden biri.
Böylece sokaklarında tarihî evleri, camileri, çeşmeleri ve çarşı kültürünü anlattığımız Taraklı’nın, mutfağında ve geleneksel üretiminde yaşattığı lezzet mirasına da tanıklık ettik.
Yunuspaşa Camii’nin tarihini anlatırken, Taraklı’nın yetiştirdiği önemli isimlerden hattat Hafız Saim Özel’i de andık. Yaşadığı ve pek çok talebeye ders verdiği evini inceleyerek, Taraklı’nın sadece tarihî yapılarıyla değil, yetiştirdiği kültür ve sanat insanlarıyla da ne kadar zengin bir geçmişe sahip olduğunu bir kez daha gördük.
Bütün bu duraklarda aslında yalnızca bir sokakta yürümedik; Taraklı’nın hafızasında bir yolculuğa çıktık.
Bir çınarın gölgesinde geçmişi, eski bir çeşmenin başında mahalle kültürünü, ahşap evlerde geleneksel mimariyi, çarşıda Ahilik anlayışını, camilerde sanat ve medeniyetimizi, suyun akışında Taraklı’nın üretim hikâyesini, köpük helvasında ise kuşaktan kuşağa aktarılan lezzet ve emek kültürünü aradık.
Evliya Çelebi’nin izinde, Taraklı’nın sokaklarında gerçekleştirdiğimiz bu çekimler, bizim için aynı zamanda bir kültürel hafıza çalışması oldu. Geçmişten günümüze ulaşan değerleri kayıt altına almak, Taraklı’nın bilinmeyen veya unutulmaya yüz tutmuş hikâyelerini anlatmak ve bu güzellikleri daha geniş kitlelerle buluşturmak bizim için büyük bir sorumluluk.
Bu güzel gezi ve çekimlerde bizlere değerli katkılar sunan eski Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman’a, emekli eğitimci ve yazar Ahmet İşsever’e, Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Ş. Nevzat Akay’a teşekkür ediyorum.
Ayrıca çekimlerimize havadan görüntüleriyle katkı sağlayan gazeteci dostum Metin Tabak’a da teşekkürlerimi sunuyorum.
Ve elbette Taraklı’nın tarihini, kültürünü, insan hikâyelerini ve geleneksel lezzetlerini ekrana taşıyan Devr-i Âlem programı yapımcısı İsmail Kahraman’a teşekkür ediyorum.
Taraklı’da bir kez daha gördük ki;
Bazı şehirler gezilmez, okunur. Bazı sokaklardan geçilmez, geçmişe açılan bir kapı gibi yürünür. Bazı lezzetler ise yalnızca tadılmaz; içinde kuşakların emeğini, hatırasını ve kültürünü taşır.
Taraklı da işte böyle bir şehir...
Her sokağında ayrı bir hikâye, her evinde başka bir hatıra, her çeşmesinde geçmişten bugüne akan bir zaman, her geleneksel lezzetinde ise nesilden nesile aktarılan bir emek var.
Evliya Çelebi’nin izinde Taraklı’da tarihe ve lezzete yaptığımız bu yolculuk, geçmişten geleceğe uzanan güzel bir hatıra olarak hafızalarımızda yerini aldı.
Haftaya görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.
