Ekranın Gölgesinde Kaybolan Çocuklar
Ekranın Gölgesinde Kaybolan Çocuklar
Son iki gündür Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’dan gelen haberler içimizi daraltıyor. Okullara yönelik saldırılar… Çocukların olması gereken yerde korkunun kol gezmesi… Bu tabloyu görüp de susmak, sadece izlemek mümkün değil.
Bir Bilinç Kaymasının Anatomisi
Şimdi dürüst olalım. Bu mesele sadece “birkaç kendini bilmez genç” meselesi değil. Bu, daha derinde bir kırılmanın, daha sinsi bir yönlendirmenin sonucu. Çünkü bugün çocuk dediğin; sadece ailesinin değil, ekranın da çocuğu. Ve o ekran… artık masum değil.
Dizilerde, sosyal medyada, kısa videolarda sürekli pompalanan bir dil var:
Şiddet = güç
İsyan = karizma
Kural tanımamak = özgürlük
Genç zihinler bunu izliyor, sindiriyor, sonra bir gün kalkıp sahaya sürüyor. O sahada ise ne yönetmen var ne senaryo… Gerçek hayatın acı faturası var.
Mahalleden Algoritmaya Geçiş
Bak kardeşim, bu işin romantizmi yok. Bu iş “gençlik heyecanı” diye geçiştirilecek bir şey değil. Bu, düpedüz yönlendirilmiş bir bilinç kaymasıdır. Eskiden mahalle vardı. Büyük vardı. Ayıp vardı. Şimdi algoritma var.
Bir çocuğun rol modeli artık öğretmeni değil, öğretmen rolü yapan bir dizi karakteri. Bir gencin idolü artık mahallenin abisi değil, 30 saniyelik videoda “cool” görünen biri.
Çözüm: Bilinçli Bir Gelecek İnşası
Peki ne yapacağız? Önce kabul edeceğiz. Sorun var. Sonra soracağız: Biz çocuklarımızı gerçekten kimlere emanet ettik? Evde telefon verdiğin an sadece cihaz vermiyorsun. Bir dünya veriyorsun. Ve o dünyanın içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatmazsan, başkası anlatıyor. Hem de öyle bir anlatıyor ki… senin sesin duyulmuyor.
Devletin görevi mi? Evet. Ailenin görevi mi? Daha da evet. Toplumun görevi mi? Kesinlikle. Ama en kritik nokta şu: Biz neyi normalleştiriyoruz? Şiddeti izleyip eğlenirsen, birileri onu yaşayıp “güçlü” hisseder. İsyanı alkışlarsan, birileri kuralları çiğnemeyi başarı zanneder.
Bu yüzden mesele sadece saldırılar değil. Mesele, o saldırıyı mümkün kılan zemin. Artık silkelenme zamanı. Diziye, videoya, içeriğe sansür değil; bilinç lazım. Yasak değil; yönlendirme lazım. Korku değil; karakter lazım. Çünkü bu çocuklar bizim. Kaybedersek hepimiz kaybederiz.
Unutma… Bir toplum, çocuklarını nasıl beslerse geleceğini öyle inşa eder. Ve biz ya bu akışı değiştireceğiz… Ya da yarın gelen haberlere sadece başlık atmaya devam edeceğiz.
#cocuk-gelisimi #sosyal-medya #siddet #egitim #dijital-dunya #aile #gelecek