"Hisar Bedesten"in Perdelediği Taraklı'yı Görememek
Bir ticari faaliyetin önüne dînî, millî/tarihî bir kelime-kavram geliyorsa çok dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü o dînî ve millî sıfatlar, ismin önünde genelde perdedir. Yani siz uygun olmayan bir iş yapacaksanız, yapacağınız işin başına; dînî bir sıfat getirirsiniz ve böylece insanların mukaddesata olan hürmeti sebebiyle o uygun olmayan iş ustaca perdelenir.
***
Hisar; tarihi ve kültürel bağlamı güçlü bir kelimedir. "Bir yerin korunması için yapılan yüksek duvarlı, kuleli, bâzan etrâfı hendeklerle çevrili küçük kale" diyor sözlük. Mesela Anadolu ve Rumeli Hisarı İstanbul için ne kadar semboliktir... Yine kelimenin başka bir anlamı da Kubbealtı Lugatı'nda mûsikî ile ilgili: "Mûsikîmizde beş buçuk asırlık bir birleşik makam." Hisar bûselik makamı meşhurdur örneğin...
***
Bedesten kelimesi de medeniyetimizde önemlidir. "İçinde kıymetli eşyâ, antika, mücevher vb. şeyler satılan, üstü kapalı çarşı" anlamındadır. Fakat bedesten dediğimiz eserleri, birer vakıf malı olarak inşa etmiş ecdadımız. Osmanlı döneminde inşa edilen bedestenler; daha çok camiler, medreseler veya imarethaneler gibi hayır kurumlarına, vakıflara sürekli gelir sağlamak amacıyla kurulmuştur. Mesela Edirne'deki Eski Camii'nin yan tarafında ona gelir getirecek Edirne Bedesteni vardır.
***
Bakın, tanımını verdiğimiz kelimeler; hem tarihimize hem de dinimize yönelik... Bu sebepten arkasından gelecek çirkinliğe bir nebze perde olabilmesi mümkün. Evet bir nebze diyorum, çünkü kör göze parmak sokarcasına bir yapı yükseltilmiş Taraklı'nın Ankara Caddesi'nde. Bu yapı, Taraklı'dan Geyve istikametine doğru, çıkışa gittiğinizde (susa boyu), solda kalıyor.
***
Küçük bir dereye attığınız fabrika atığı, o dereyi kısa sürede mahveder. Dere kokar, canlılar ölür. Herkes fark edebilir bu kirliliği; çünkü dere küçüktür.
***
Taraklı da küçük...
***
Taraklı üzerindeki tasarrufumuza dikkat etmek zorundayız. Bizim için inşaatta bir kat daha yukarı çıkmak, basit ve masum bir tasarruftur; ancak o düşüncesizce çıkılan bir kat, ilçenin tarihî siluetinde çok büyük bir çirkinliğe sebep olur. Çünkü tabiatın ve tarihin birbiriyle kavga etmediği, aksine tam bir uyum içinde teşekkül ettiği bir beldemiz var.
***
Sevgilinin saçları, iki yandan gerdanına dökülür. Geyve istikametinden Taraklı'ya girdiğinizde, başınızı hafifçe sağa çevirdiğinizde, sizi en değerli taşlarla süslenmiş gerdanlığıyla bir sevgili karşılar Hisar Tepesi'nde. Ona kondurduğunuz öpücük, belki yıllarca çektiğiniz memleketinize olan hasretinizi söker alır. Eteklerinde badem ağaçlarıyla örtülü Hisar, camları akşam güneşiyle yanan tarihi konaklar ve tevhidi iliklerinize dek hissettiren Hisar Camii...
***
Proje diye tanıtılıp "Hisar Bedesten" adıyla yapılan blok yapı, Taraklı'nın estetik ve ilahi manzarasını mahvetmiştir. Nasıl ki yanlış işler; millî ve dînî kavramlarla sümen altı ediliyorsa burada "proje" adı altında da işe bir ciddiyet havası katılarak yine sümen altı edilmiştir. Unutmayın, Taraklı Belediye Parkı'nın meydan olarak betona boğulması da "proje" adı altında gerçekleşti.
***
Taraklı Belediyesi, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Çevre-Şehircilik ve bütün Taraklılılar... Herkes kusurludur bu meselede. Yapan şirket-tüccar kusurlu değildir. Çünkü onlar işlerini bilmekle mükellefler. Başarmışlardır da... Kimse bana imar kanunu, yapı ruhsatı, yapı denetimi, iskân belgesi, proje uygunluğundan bahsetmesin. Türkiye'de kitabına uydurmanın zor olmadığını herkes biliyor. Bazen kanunların kendisi, saf vicdanın önünde perdeye dönüşür.
***
Taraklı'nın en güzel yeri neresi? En tarihi bölgesi neresi? Taraklı'yı resmedenler, fotoğraf sanatçıları, yönetmenler nereye odaklanıyor? Şairler nereden ilham alıyor? Hisar Tepesi... Öyleyse "Hisar Bedesten" adı altında yapılan bu garabet bina, başka müteahhitler için misal teşkil etmeyecek mi? Ankara Caddesi boyunca, Aktepe Çay Bahçesi'nin oraya, hatta Termal'e kadar aynı Hisar-Bedesten'lerden pıtırak gibi yapılmasından bizi ne alıkoyacak bundan sonra?
***
Bilge Mimar Turgut Cansever, evlerin yerleşimi komşunun ışığını, rüzgârını ve manzarasını kapatmayacak bir şekilde, birbirine hürmet gösterir bir düzen içinde olması gerektiğini söyler. Yaptığın bina kibirden kaçınacak, fıtrata uygun olacak. Komşunun evlerine üstünlük taslamayacak. Çevreyle ahenk içinde olacak. Dînî ve milli olan budur. Yoksa para kazanmak maksadıyla giriştiğin bir işin başına "bedesten" demen "hisar" demen ancak bir şark kurnazlığıdır. Bilyazlı Mehmet Amca'nın bahçeli evine ikindi ve akşam güneşi artık vurmuyor. Rüzgârı ve manzarası da kesilmiş. Hisar-Bedesten, Kepçeci Fevzi Ağabey'in evini kibirle eziyor. Nerede millî-manevî hassasiyet?
***
Taraklı merkeze bir ya da iki katlı, hatta üç katlı müstakil, bahçeli evler yapılabilir. Çok katlı blok binalar ise açılacak yeni yerleşim sahalarına, eski Taraklı'nın dışına yapılmalıdır. Gelin görün ki bugün Taraklı'da bir kriz yaşanmakta. Bu durum böyle devam ederse Taraklı'nın dar sokakları tıkanıp kalacak ve Taraklı'nın tarihî/yaşlı kalbi yapılacak bypassı da kaldıramayacak.
***
Taraklı'da hiçbir idarecinin böyle bir hassasiyeti yok mu? Aşağı Mahalle, Yukarı Mahalle demeden her yere çok katlı blok binalar maalesef yapılabiliyor. Kanun, müteahhitlerden taraf olunca bu ucube yapıları -sırf konut açığı kapansın diye- isteyen istediği gibi dikebilecek mi?
***
Gidin görün kendi gözlerinizle -ki o gözler önceden perdelenmediyse- bu yazdıklarım size bir şey ifade edecek. Gidin, "Hisar-Bedesten"in henüz tamamlanmamış haline yakından bakıp sevgilinin gerdanını oradan görüp öpebilmeye çalışın, öpebilirseniz... Bu vesileyle "hisar bûselik" makamından şu şarkıyı sizlerle paylaşayım ben de...
***
Beste: Servet Yesâri Bey.
Güfte: Hasan Âli Yücel.
Münip Utandı'nın sesinden dinleyebilirsiniz.
***
Bir hâdise var, can ile cânân arasında
Kaldım yine bir âteş-i hicran arasında
Bir tîr-i kazâ var yine müjgân arasında
Kasdetmek için câna bir imkân arasında
