cinarharita
İzzettin KÖMÜRCÜ Kapak Resmi
İzzettin KÖMÜRCÜ İzzettin KÖMÜRCÜ Dıngıldak Masa

Bir Tokmak, Bir Kaşık, Bir Tarih

İzzettin KÖMÜRCÜ'nün kaleminden
Yayın: Güncelleme:

Sevgili Okurlar,

Bazı sohbetlerin nerede başladığını, nasıl olup da nerelere uzandığını kestirmek mümkün değildir.

Bizim de dostlarla bir araya gelip Dıngıldak Masa etrafında yaptığımız sohbetler işte biraz böyle…

Bir bakarsınız günlük hayattan konuşuyoruz, bir bakarsınız Taraklı'nın eski evlerinden, sokaklarından, geleneklerinden söz etmeye başlamışız. Çaylar tazelenirken konu bir kapı tokmağına, oradan tahta kaşıklara, sonra da yıllar önce yaşanmış bir hatıraya uzanıyor.

Aslında farkında olmadan küçük bir “Taraklı sohbet meclisi” kuruyoruz.

Geçtiğimiz gün yine böyle bir sohbet sırasında kapı tokmaklarından söz açıldı. “Eskiden kapıların iki tokmağı varmış, biri kalın, biri ince ses çıkarırmış. Acaba neden?” diye başlayan sohbet, bizi Osmanlı döneminin yaşam biçimine, mahremiyet anlayışına ve nezaketine kadar götürdü.

Derken konu tahta kaşıklara geldi.

Yazın hazırlanan, beziryağı ve çamsakızıyla yağlanan, kışın zımparalanıp yeşile, kırmızıya, yaldıza boyanan o güzelim kaşıklar…

Bir süre sonra masada herkesin söylediği ortak bir söz vardı:

“Biz bunları biliyoruz ama acaba bizden sonra kim bilecek?”

İşte o anda anladım ki, bazen bir yerin geçmişini anlamak için büyük yapılara, uzun tarih kitaplarına bakmaya gerek yok.

Bir kapının üzerindeki tokmak, eski bir evin ahşap detayı ya da mutfakta kullanılan tahta bir kaşık bile bize geçmişten çok şey anlatabilir.

Ve belki de bizim Dıngıldak Masa sohbetlerinin en güzel tarafı burada…

Masanın üzerinde çaylar, kahveler, ikramlar; havada türlü türlü fikirler dolaşırken, konu dönüp dolaşıp Taraklı'nın geçmişine geliyor. Biz de bazen farkında olmadan geçmişin kapısını aralıyoruz.

Taraklı işte böyle bir yer…

Sokaklarında yürürken yalnızca eski evleri görmezsiniz. Aslında geçmişten bugüne uzanan bir kültürün izleriyle karşılaşırsınız. Bir kapı tokmağında zarafeti, bir tahta kaşıkta emeği, bir evin ahşap süslemesinde ise Osmanlı’dan günümüze taşınan inceliği bulursunuz. Belki de bu yüzden,Dıngıldak Masada başlayan o küçük sohbetleri yazıya dökmek istedim.

Çünkü bazı sohbetler masada kalmamalı.

Bazı hikâyeler anlatılmalı, hatırlanmalı ve gelecek kuşaklara bırakılmalı.

Şimdi gelin, o sohbetten kalan iki küçük ama çok anlamlı ayrıntıya birlikte bakalım:

 

“Bir kapının iki ayrı sesi”

 

Osmanlı döneminde kapı tokmakları yalnızca kapıyı çalmak için kullanılan basit bir araç değildi. Bugün bize küçük bir ayrıntı gibi görünen bu tokmaklarda bile ince bir düşünce ve toplumsal hayatın zarif bir düzeni vardı.

Eski evlerin kapılarında çoğunlukla iki tokmak bulunurdu. Sağ tarafta, bazen biraz daha yukarıda bulunan tokmak daha kalın ve tok bir ses çıkarırdı. Bu tokmağı erkek misafirler kullanırdı. Ev halkı da kapıda bir erkeğin bulunduğunu bu sesten anlardı.

Diğer tokmak ise sol tarafta, biraz daha aşağıda yer alır ve daha süslü olurdu. Çıkardığı ses de daha ince ve tizdi. Bu tokmağı kadın misafirler kullanırdı.

Düşünün sevgili okurlar…

Bugün bir kapının ziline basıyoruz ve içeride kim var, dışarıda kim bekliyor, bunu ancak kapı açıldığında anlıyoruz. Oysa geçmişte kapının tokmağından bile misafirin kim olduğu anlaşılabiliyordu.

Üstelik bu uygulama hem misafir hem de ev sahibi için büyük bir kolaylık sağlıyordu. Evdeki hanım, gelen kişinin erkek olduğunu biliyor ve ona göre kapıyı açıyordu. Küçücük bir ayrıntı gibi görünse de aslında dönemin yaşam biçimini, mahremiyet anlayışını ve nezaketini anlatan önemli bir kültürel ayrıntıydı.

Bugün Taraklı sokaklarında dolaşırken bu kapı tokmaklarına rastlamak mümkün.

Bir an durup o tokmaklara bakmanızı isterim.

Belki de yıllar önce o tokmağın çıkardığı sesi hayal ederek…

Kim bilir, kaç kişi o kapının önünde bekledi? Kaç misafir o tokmağa dokundu? Kaç ev sahibi o sesi duyup kapıya yöneldi?

Bazen tarih, işte böyle sessiz ayrıntıların içinde yaşamaya devam ediyor.

 

“Bir tahta kaşığın emeği”

 

Dingildak Masa'daki sohbetimizin bir başka durağı da tahta kaşıklardı.

Taraklı'nın geçmişten taşıdığı güzelliklerden biri de tahta kaşıklar…

Tahta kaşık denildiğinde çoğumuzun aklına mutfak gelir. Fakat geçmişte bu kaşıklar yalnızca yemek yemek için kullanılan bir eşya değildi. El emeğinin, sabrın ve ustalığın da bir göstergesiydi.

Kaşık yapımında yaz aylarının ayrı bir yeri vardı.

Yaz aylarında hazırlanan kaşıklar, beziryağı ve çamsakızı karışımıyla yağlanırdı. Bu işlem, kaşığın daha sonra yapılacak boyama işlemine hazırlanmasının önemli aşamalarından biriydi. Yaz boyunca hazırlanan kaşıklar, kış aylarında yeniden ele alınır ve boyanırdı.

Önce kaşıklar güzelce zımparalanır, ardından yeşil, kırmızı veya yaldızlı boyalarla süslenirdi.

Şimdi bunları okurken belki gözünüzün önüne rengârenk tahta kaşıklar geliyor.

Yeşiliyle, kırmızısıyla, yaldızıyla…

Her birinde ustasının emeği, sabrı ve zevki bulunan kaşıklar…

Fakat bugün Taraklı'da bu gelenek giderek kayboluyor. Artık boyalı kaşık yapan ustaların kalmadığını söylemek mümkün.

İşte insanı en çok düşündüren taraf da bu.

Bir zamanlar günlük hayatın doğal bir parçası olan bir zanaat, bugün hatıralarımızın arasında yerini almaya hazırlanıyor.

 

“Geçmişi sadece seyretmeyelim”

 

Taraklı'nın değeri biraz da burada yatıyor.

Bu güzel ilçeyi yalnızca tarihi evleriyle, sokaklarıyla veya turistik güzellikleriyle değerlendirmemek gerekiyor. Taraklı, Osmanlı kültüründen günümüze ulaşan yaşam biçimlerini, el sanatlarını, gelenekleri ve ince düşünceleri de yaşatıyor.

Bir kapı tokmağı bize geçmişteki mahremiyet anlayışını anlatıyor.

Bir tahta kaşık, ustalığın ve el emeğinin hikâyesini fısıldıyor.

Eski bir ev, aile hayatından izler taşıyor.

Bütün bunlar aslında Taraklı'nın yaşayan bir tarih olduğunu gösteriyor.

Ama yaşayan kültürün yaşaması için onu hatırlamak yetmiyor. Anlatmak, sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara aktarmak gerekiyor.

Belki bugün Taraklı'da boyalı kaşık yapan bir usta bulamıyoruz. Fakat o kaşığın nasıl yapıldığını bilen son ustaların hikâyelerini kayıt altına alabilir, eski kaşıkları koruyabilir, gençlerimize bu zanaatı yeniden öğretebiliriz.

Çünkü kültür, yalnızca geçmişte kalmış güzel bir hatıra değildir.

Kültür, yaşatıldığı sürece geleceğe taşınan bir emanettir.

Sevgili okurlar,

Belki bir sonraki Dıngıldak Masa sohbetimizde yine Taraklı'nın başka bir hikâyesi çıkacak karşımıza. Belki bir eski eşya, belki unutulmuş bir gelenek, unutulmuş lezzetler belki de yıllardır kimsenin sormadığı bir soru bizi geçmişin başka bir kapısına götürecek.

Siz de önümüzdeki günlerde Taraklı sokaklarında yürürken biraz daha dikkatli bakın.

Belki daha önce defalarca gördüğünüz bir kapı tokmağı bu kez size başka bir hikâye anlatır.

Belki eski bir evin penceresinde, bir ahşap süslemede veya unutulmuş bir eşyanın üzerinde geçmişten kalan başka bir iz görürsünüz.

Biz de bu köşede, Taraklı'nın sokaklarında, evlerinde, geleneklerinde ve hatıralarında saklı kalan hikâyelerin peşinden gitmeye devam edeceğiz.

Hem kim bilir…

 Yine Dıngıldak Masa etrafında oturur, çaylarımızı yudumlarken Taraklı'nın başka bir unutulmuş hikâyesini konuşmaya başlarız.

Çünkü bazen bir sohbet, bir yazının başlangıcıdır.

Bazen de bir yazı, geçmişe açılan bir kapının tokmağı…

Şimdilik hoşça kalın.

Taraklı'nın geçmişine birlikte bakmaya, bugününü birlikte anlamaya devam edeceğiz.

Haftaya yine bu köşede, yine Taraklı'nın güzel bir hikâyesinde buluşmak dileğiyle…

Sağlıcakla kalın, sevgili okurlar.

 

#tokmak-kasik #lose #tarakli

Yorumunuzu Ekleyin

Adı-Soyad
E-Posta
Yorum
İşlemin Sonucu
  • Yorumlar T.C. Yasalarına aykırı olamaz.
  • Hakaret içeren yorumlar, yayınlanmasa bile yasal mercilere iletilebilir
  • KVKK Kapsamında, bilgileriniz, yasal merciler hariç kimseyle paylaşılmaz.
  • Formda doldurduğunuz bilgiler ve IP adresiniz sisteme kaydedilir.
  • Yorumunuz onaylanıp yayınlandığında, sadece yorum, isim ve yorum tarih saati gösterilir.
Yorum Ekle

Yorumlar

Sadık Erol
10.08.2026 / 14:12:09
Çok keyifle yazılarını okudum konuyu Gerçekten harika bir şekilde yorumlamışsın İzzettin kardeşim Çok teşekkürler
NEZİH KARABIYIK
12.08.2026 / 15:04:04
İYİ GÜNLER, BİZLERİ 60 S- 65 SENE ÖNCESİNE GÖTÜRDÜN İZZETTİN KARDEŞİM. BENDE ÇOK KAŞIK ZIMPARALAYIP BASKI YAPIP RENGA RENK BOYAMIŞTIM. ÇOK SELAMLAR

YAZARIN SON YAZILARI

17 Ağustos Depremi ve Taraklı’da Anma Eksikliği !!!

17 Ağustos Depremi ve Taraklı’da Anma Eksikliği !!!

İzzettin KÖMÜRCÜ'bnün kaleminden
Karagöl'den Yükselen Bilim Işığı.

Karagöl'den Yükselen Bilim Işığı.

İzzettin KÖMÜRCÜ'nün kaleminden
Her yaz Aynı Manzara…

Her yaz Aynı Manzara…

İzzettin KÖMÜRCÜ'nün kaleminden
Bir Basın Çınarını Rahmet ve Özlemle...

Bir Basın Çınarını Rahmet ve Özlemle...

İzzettin KÖMÜRCÜ'nün kaleminden
Tuzla Kanyonları...

Tuzla Kanyonları...

İzzettin KÖMÜRCÜ'nün kaleminden
Olmaması Gereken Her Şey Var; Olması Gerekenler Yok…

Olmaması Gereken Her Şey Var; Olması Gerekenler Yok…

İzzettin KÖMÜRCÜ'nün kaleminden

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Ağustos 2023 Güncel Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri, Taraklı Otobüs Saatler 2021, Taraklı Otobüs Tarifesi, Taraklı Sakarya ilk otobüs ne zaman? Taraklı - Sakarya Son Otobüs Ne zaman? Sakarya Taraklı İlk Otobüs Ne Zaman, Sakarya Taraklı Otobüs Saatleri, Taraklı Koop Otobüs Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.