Sevgililer Günü (mü)?
14 şubatın sevgililer günü olduğunu öğrenince , aklıma önce şu soru geldi: Sevgililer Günü, acaba kimler içindir? İnanıyorum ki, yaşamında sevgi ve dostluktan başka daha büyük bir ilham kaynağı ve var ediliş nedeni olmayanlar ve bu değerleri yılın her günü, günün her saati,hayatın her anında yaşamayı hayat felsefesi yapanlar için değil.
Her şey insanın kalbinde yani gönlünde olup bitiyor,sonra bütün hayatına hükmediyor.Aşk ve sevgi ,kalpten duygusal yayılan ama ya bedenimizi esir alan veya hükmeden kuvvetlerdir. Aşk, sürekli liğine insanın ruh ve beden olarak uzun süreli dayanamayacağı bir duygudur. Sürekliliği ya Hallac-ı Mansur gibi darağacına ya Mecnun gibi çöllere düşürür veya Ferhat misali dağları deldirir…Ama insana inanılmaz boyutta bir güç,ilham ve duygu yoğunluğu kazandıran bir hal.Sürekliliği açısından” sevgi” insan hayatında daha önemli bir yer işgal ediyor. Sıradan bir insanın hayatında olabilecek en güzel şey, sevmenin ve sevilmenin dayanılmaz hafifliğinde yaşanan güvenli bir mutluluk olsa gerek.Yaşamında sevgiye yer bulamamış insanlar gerçekten acınılması gereken zavallılardır.Belki sevgililer günü onlar için bir uyarıcı ve ilham günü olabilir. İnsanlar sevgi ya da dostluk gibi kavramları yaşamlarına aktarırlarken, içinde yaşadıkları topraktan, içinde yoğruldukları inanç sisteminden, kültürel ve toplumsal yapıdan etkilenirler. Yaşamı beş yüz yıla dayanan Amerika gibi bir ülkede, vahşet, sömürü ve ticareti yaşam tarzı olarak algılamış toplumda aşkın, sevginin ve dostluğun derin köklerini bulmak zordur.Daha iyi bir yaşam için dünyanın her tarafından toplanmış bu insanların genleri ticaretle şekillenmiş. , mallarını diğerlerine satabilmek için her türlü şeyi, insanı, kavramı ya da olayı pazarlama ve reklam aracı olarak kullanmayı öğrenmişler. 14 Şubat, 1800 yıllarında Amerika'lı Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yolla masından bu yana çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay olmuştur “sevgililer günü”. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok fazla önem kazanmış, sevgililer günü tüm dünyada ticaretin canlandığı bir dönem haline gelmiştir. Kapitalist mantığın, Sevgililer Günü geliyor. Beraber olduğunuz insanı sevmeseniz bile seviyor görünmek için hazırlanın. Hediyenizi alın. Seviyorsanız alırsınız… Sevmeseniz bile almalısınız…Almak zorundasınız… Çünkü bu sevginin elle tutulur ve gözle görülür şeklidir gibi şartlandırdığı toplumları şuursuzca bir tezgahın müşterisi haline getirmekte ve koskoca bir ömre hükmetmesi gereken duyguyu bir geceye sığdırmaya çalışmaktadırlar.Sevgi gösterisindeki yapmacıklığın, böylesine yüce kavramları bir anda anlamsız hale getirdiğini görmekten derin bir üzüntü duyuyorum.
Maddeciliğin bir inanç sistemi yapıldığı, paranın da tek Tanrı haline getirildiği ve her şeyin sahtesinin gerçek gibi algılandığı ,aşk,sevgi ve cinsel duyguların birbirine karıştırıldığı bir dünyada, yetişkinlerin, anne-babaların, öğretmenlerin de gelecek kuşaklara ‘doğmak, yemek,üremek ve ölmekten öte bir yaşamı asla veremedikleri gerçeğini görüyorum. Yüce insani değerlerin,anlam ihanetine ve erozyonuna uğradığını seyreden gönül gözüm kör olmak üzere…
Yaşamı oluşturan her şey, doğa, insanlık, Tanrı’ya ulaşmayı amaçlayan bütün inanç sistem leri, temellerini sevgi ve dostluk üzerine kurmuş lardır; İnsanlar arasındaki din, ırk ve kültür ayrımını kabul etmeyip, hepsini oldukları gibi kucaklayan, insanı insana ve ötesinde Allah’a en çok yakınlaştıran, karanlık çağda aydınlık bakış dergahının önderi Hz.Muhammed den uzanan ışığın Anadolu daki eşsiz hizmetkarları, Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Yunus Emre’dir. Mevlana şiirlerinde, Allah’a ulaşmak için gerekli tek şeyin ‘sevgi’ olduğunu, bir başka insanı seven insanın, aslında bu yolla kendini ,insanlığı ve Allah’ı da sevdiğini vurgulamıştır.
Sevgililer Günü’nde, sadece sevgilisine ya da eşine sevgisini gösterme yarışına giren insan, içine düştüğü bencillikten kurtulup, iç dünyasında evrensel bir sevgiyi de oluşturmak zorundadır. Gerçek sevginin kırıntısının bile yaşanmadığı, anlam ve kavram olarak aşkın ve sevginin cinsel birliktelik ten öteye gidemediği, insanlık sorunlarıyla dolu bir dünyada, Sevgililer Günü’nün hiç bir anlamı ve önemi yok.
Bu bakımdan, bütün insanlığa, yılda bir gün değil,üç yüz altmış beş gün yaşanan ve ömre bedel sevgilerin ,Mevlana ve Yunus gibi ÖNCE İNSAN’a inanan, insanlığa layık bir GERÇEK ‘Sevgililer Günü’ dilerim.

