cinarharita
Mustafa Özbilge Kapak Resmi
Mustafa Özbilge Mustafa Özbilge Dıngılım

(S)El Yatağına Girmeye Kim Mâni' Olacak? (55)

Mustafa Özbilge'nin yeni yazısı yayında...
Yayın: Güncelleme:

I.
Güftesi Şair Nigâr Hanım'a, bestesi Tatyos Efendi'ye ait hicazkâr şarkıyı ne vakit dinlesem müteessir oluyorum. İlk mısraı üzerinden düşünelim:
***
"Mâni oluyor hâlimi takrîre hicâbım."
***
Zarif insanlara engeller koymanıza gerek yok, onlar kendilerine engeller çıkarır. Hatta engel üstüne engel çıkarırlar. Şair Nigâr Hanım da utanmak duygusuyla geriye çekilerek bir şeylerden alıkoyuyor kendini, tutuyor. Öyle ki hicap/utanma kelimesi; aynı zamanda perde/engel manasına gelmekte. Burada mahcubiyet duygusu, zaten şairi geriye çekip ona dış dünya karşısında bariyerler oluşturmuşken diğer taraftan şairin konuşamayıp halini ifade edemeyişi, kendine, ikinci bir mânia/engel koyduğunu gösteriyor. Hicabederek hem diğer duygu ve düşüncelerini hem kelimelerini, sözünü perdeliyor. Hicabetmek birinci örtü, konuşamamak ise ikinci örtü olarak şairin benliğini sımsıkı sarıyor. Mâni üstüne mâni...
***
Yaşadığımız dünya, böyle insanlara uygun değil; kendi çıkarları namına vurup kıran, hiçbir şeyden imtina etmeyen, başkalarının haklarına tecavüz etmek konusunda pervasızların dünyası... Yunan mitolojisindeki Tantalus'un manevi mirasının taşıyıcıları her meydanda cirit atıyor. Hikayeyi hatırlayalım...
***
Lidya kralı Tantalus, Zeus'un oğludur. Bir ölümlü olmasına rağmen tanrılarla aynı sofraya oturabilecek kadar yüksek bir mertebeye yükselmiş, ancak onlarla dost olabilmenin lütuf ve ihsanına ihanet etmiştir. Çünkü kendisine verilen bu ayrıcalık, zamanla tanrıları küçümseyecek bir kibre dönüşmüş. O kibir, tanrıları bile imtihan edebilecek cürete ulaşmıştır.
***
Önce tanrıların sofrasından ölümsüzlük yiyeceği ambrosia ve yine onlara ait bir içecek olan nektarı çalmış; böylece tanrıların sırlarını ifşa etmesi yetmemiş, onların her şeyi bilip bilmediğini de sınamak için hileli bir ziyafet düzenlemiştir. Sofrasında misafirlerine ikram edeceği et, katlettiği oğlu Pelops'un etidir.
***
Tanrılar yemek olarak sunulan etin durumunu fark etmişler ve Tantalus'u sonsuz bir cezaya çarptırmışlardır. Çenesine kadar yükselmiş suyun içinde susuz bırakılmış Tantalus. Ne zaman içmek için başını eğse suya, berrak su çekilip kuru toprağa gizlenir. Başının üstünde sarkan salkım salkım meyveler de aç karnını doyuramazmış. Çünkü ne zaman, olgun meyveleri almak için dallara uzansa rüzgâr, erişemeyeceği bir yüksekliğe çıkarırmış ağacın dallarını. İstek ve haybet arasında ebedi bir sarkaç...
***
Doyumsuzluğun ve kibrin cezasıdır bu. Kendini kötülükten imtina etmemenin karşılığı... Alman filozof Arthur Schopenhauer, yaşamın itici gücüne bağlar olanları. Sahip olma ve hükmetme arzusuna, bir türlü tatmin olmayan hep daha fazlasını arzulayan, yetinmeyen istem'e... İnsanı can sıkıntısı karşısında oyalayacak huzursuz bir oyuna...
***
Okuldaki matematik hocasına soruyorum gazetedeki haberi. 1 ve 16 Eylül arasında malum iki şirketin fonlarından toplam 440 yatırımcı, 401 milyar 226 milyon 791 bin 742 TL çıkış gerçekleştirmiş. Bu rakamı; aldığım maaş ve günlük alışveriş rutinim üzerinden algılayamadım diyorum. Bir an duruyor ve eski parayla 400 katrilyon hocam, diyor. Bu rakam, bilim dergilerinde uzayın derinliklerine dair yazılmış makaleleri okuyup bitirdikten sonra bende kalan boşluk hissine karşılık geliyor.
***
İnsan doğası gereği elbette bir şeyleri arzulayıp onları tatmin etmenin yolunu arayacak; fakat biliyoruz ki arzulanan şeye ulaşması da onu durdurmayacak. Hep bir fazlası vardır ulaşılanın. Ulaşılamayan her hedef; büyür ve can sıkar, Schopenhaur'e göre. Onlar bir şeyleri ele geçiremedikçe delice bir huzursuzluk yaşarlar. Ele geçirse kısa bir zaman sonra yine huzursuzdur. Tanrılar, Tantalus'a mâni olurlar ve onu tam da içerisinde bulunduğu gerçek hal üzere bir işkenceye tabi tutarlar. Ele geçirememenin, tatmin olamamanın huzursuzluğuna...
***
Bu fasit döngüyü, Albert Camus'nun absürdü deyip insanı kendi trajedisiyle baş başa mı bırakmalı? Hayır, meseleyi bireyin varoluşsal bunalımlarına yormak yeterli değil. Belki sonuçları itibariyle konuşulabilir ama sebepleri doğrudan sistemle hesaplaşmayı gerektirir. Bireyin kendi başına erişemeyeceği güç, kapitalizmin yatağında mega projeler adıyla semirtilerek toplumun dengesi bozuluyor.
***
Yeşil vadiler kentsel dönüşüm denilerek Tantalus'un şirketlerine, holdinglerine peşkeş çekilince bir zaman sonra tanrılar (tabiat), yatağın gerçek sahibi olan dereleri acı bir şekilde hatırlatıyor. Toprağın betonlaşması, su havzalarının imara açılması, dere yataklarının daraltılması, Tantalus ve adamlarının, sonucu ne olursa olsun, kâr elde edebilmesinin basit işlemleri gibi duruyor.
***
Kapitalist sistem, bir birey değil ki onun bunalımlarından bahsedelim. O, ne kendine mâni olur ne de hariçten bir şeyin kendisine mâni olmasına müsaade eder. Peki bunu anlayabilmek için her defasında deprem, sel gibi felaketlerle Poseidon'un kendini hatırlatmasını mı bekleyeceğiz?
***
Tantalus hırsızdı. Tanrıların yiyeceğini çaldı. Tıpkı şimdikilerin tabiattan ve insan emeğinden çaldıkları gibi. Tantalus yalancı bir hilebaz idi, tanrılara mundar olan eti yedirmeye çalıştı. Tıpkı şimdikilerin muhtelif propagandalarla ezilen halkları birbirine düşman ederek savaştırmak istemesi gibi... Tantalus, çaldıklarıyla insanları tanrılaştıracağını umarken şimdikiler de modern teknolojik imkanları ve sermaye birikimleriyle tanrısal bir konuma eriştiklerini vehmederler.
II.
İşte bu sebepten hakim paradigmaya, onun en çok nefret ettiği şeyle; "men', mâni, imtina" gibi kelimelerin kavram dünyalarıyla, direnme imkânı arayalım. Türkçeden Kur’ân’a, Kur’ân’dan Türkçeye Kelimeler, başlıklı çalışmamızın 55’incisi olacak kelime "mâni" kelimesi.

***
Durdurmak, engel olmak anlamındaki men' kökünden gelen "mâni" kelimesi Kubbealtı Lugatı'nda şöyle tanımlanır: "Bir işin yapılmasını önleyen şey, engel; dilediği her şeyin olmasına ve bilhassa kulları için zararlı isteklerin gerçekleşmesine mâni olan, müsâade etmeyen anlamında Allah’ın en güzel isimlerindendir."
***
Kelimenin fiil hâli, Tâ-Hâ Suresi 92. ayette şöyle geçer:
"Kâle yâ hârûnu mâ mene’ake iz raeytehum dallû"
(Ey Hârun, dedi; sana ne mani' oldu da bunların dalâlete düştüklerini gördüğün vakit...)
***
Mâni' kelimesi Ziyâ Paşa'nın bir beytinde söyle geçer:
Zâlimin ser-rişte-i ikbâlini bir âh keser
Rızka mâni' olanın rızkını Allah keser
(Zalimlerin ikbal ipinin ucunu mazlumun tek bir ahı keser; başkalarının ekmeğine, rızkına engel olanın rızkını ise Allah keser.)
***
"Yasaklama, engelleme, önleme" anlamındaki men' kelimesi, Türkçede hem isim hem de "etmek, olmak" yardımcı fiilliyle kullanılır. Tevbe Suresi 54. ayette kelime fiil şekliyle şöyle geçer:

***
"Vemâ mene’ahum en tukbele minhum nefekâtuhum illâ ennehum keferû billâhi ve birasûlihi velâ ye/tûne-ssalâte illâ vehum kusâlâ velâ yunfikûne illâ vehum kârihûn"
(Onlardan infak ettikleri şeylerin kabul edilmesine mani olan şey de, onların Allah Teâlâ'yı ve peygamberini inkâr etmiş olmalarıdır ve onlar namaza ancak üşenici oldukları halde gelirler ve onlar ancak kerih görür oldukları halde infakta bulunurlar).
***
Kelime Edirneli Nazmî'nin bir beytinde şöyle geçer:
Müdde’îler beni men’ eyleyemez kûyundan
Bâd-ı âhum tagıdur anları hâşâk gibi
(Rakipler beni senin mahallenden uzaklaştıramaz; âhımın rüzgârı onları çer çöp gibi darmadağın eder).
***
Mânia kelimesi de aynı kök üzeredir: "Engel, hâil; zorluk, güçlük" anlamlarına gelen kelime, Haşr Sûresi 59. ayette şöyle geçer:
***
"Huve-llezî ahrace-llezîne keferû min ehli-l kitâbi min diyârihim li-evveli-l haşri mâ zanentum en yahrucû ve zannû ennehum mâni’atuhum husûnuhum minallâhi..."
(O, kitap ehlinden inkâr edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı).
***
Mânia kelimesi, Mehmet Âkif'in bir şiirinde şöyle geçer:
Seyl-i hurûşan gibi cûş etmeli,
Mânia gördükçe hurûş etmeli
(Coşkun bir sel gibi coşmalı; engel gördükçe gürleyip akmalı).
***
Memnû' kelimesi de aynı kök üzeredir. "Menedilmiş, yasaklanmış, yasak" anlamlarına gelen kelimenin çoğulu memnûât'tır, Vâkıa Suresi 33. ayette, ahiret mutluluğuna erişenlere verilen meyveler tasvir edilirken şöyle geçer:
***
"Lâ maktû’atin velâ memnû’a"
(Ne eksilir, ne men'edilir).
***
Memnû' kelimesi Nigârî'nin bir beytinde şöyle geçer:
Erbâb-ı nazar hâline dahl eyledi vâ‘iz
Memnû‘dur anun sözi zîrâ nazarîdir
(Vaiz, basiret sahiplerinin hâline, eleştiride bulundu; o vaizin sözü yasaktır; çünkü onun söyledikleri, sadece kuru birer teoriden ibarettir).
***
İmtinâ kelimesi de aynı kök üzeredir. "Çekinme, kaçınma, geri durma; gerçekleşmesi mümkün olmama, mümteni olma, imkânsızlık" anlamlarına gelen kelime, Edirneli Nazmî'nin bir beytinde şöyle geçer:
***
Ol degüldür bir mahall-i imtinâ’
Cân u dil cânâ sever tapun müşâ’
"O senin eşiğin, uzak durulacak bir yer değildir; Can ve gönül, ey sevgili, senin herkese açık olan huzurunu sever).
***
Mümteni kelimesi de aynı kök üzeredir. "Çekinen, geri duran, kabûle yanaşmayan; olması veya gerçekleşmesi imkânsız, mümkün olmayan, gayrimümkün; önermelerin kipini belirten terim: Olamaz, olması imkânsız, olanaksız" anlamlarına gelen kelime, Taşlıcalı Yahya'nın bir beytinde şöyle geçer:
***
Ey eneʾl-Hak sözine ikrâr u tevhid eyleyen
Mümteniʿdür âdem olmaz bahr-i imkândan halâs
(Ey ben Hakkım sözünü kabul edip birleyen kişi; insanın bu imkân/maddiyat denizinden kurtulması imkânsızdır; kurtulamaz).
***
"Engel olan, önleyen, alıkoyan, meneden kimse" anlamındaki mennâ' kelimesi de aynı kök üzeredir. Kelime Kalem Suresi 12. ayette şöyle geçer:
***
"Mennâ’in lilhayri mu’tedin esîm"
(Hayırdan men'e çalışıp durana, haddi tecavüz edene, çok günahkâr olana).
***
Mennâ kelimesi, Yazıcıoğlu Mehmed'de şöyle geçer: 
"Hitâb erdi kim yâ Âdem, bugün Mekke harem olsun, kıyâmet günü kopunca kimesne olmasın mennâ."
***
Menâat, kelimesi de aynı kök üzeredir. "Güç olma durumu, güçlük, çetinlik; ele geçirilmesi güç olan sarp yerin durumu, sarplık" anlamlarına gelen kelime, Naîmâ’da şöyle geçer:
***
"Ol hisâr-ı sengin-bünyad, menâat ü metânette lâ-nazîr ve etrâfından bir vech ile zafer bulmak emr-i asîr idi."
(Taş temelli kale; "aşılmazlık" ve sağlamlık bakımından benzersizdi; etrafından bir şekilde ele geçirilmesi ise son derece zor bir işti).
***
Mümânaat kelimesi de aynı kök üzeredir. "Karşı çıkma, engelleme, mâni olma, muhâlefet" anlamlarına gelen kelime, Ömer Seyfeddin'de şöyle geçer:
***
"Bu hiç beklemedikleri mümânaat onları şaşırtmıştı."
III.
Mitolojik hikayeler semboliktir ve onların kahramanları; tabiata, birtakım soyut kavramlara, insan karakterine ve bunun gibi genel geçer referanslara atıflar içerir. Eski Yunan mitolojisinde şu ya da bu tanrı dediğimizde, onun yaşadığımız hayatta neye karşılık geldiğini düşünmemiz gerekir. Yoksa onları tevhid dinindeki kâdir-i mutlak Tanrı'yla karıştırmak doğru değildir. Ben de yazılarımda meseleleri daha iyi anlatabilmek için yer yer bu mitolojik hikayelere yer veriyorum.
***
Yazının ilk kısmında Tantalus'un hikayesini aktardık. Şimdi de bu son bölümde Yunan mitolojisindeki Aktaion ve Artemis'in hikayesine konumuz bağlamında kısaca değinelim.
***
Aktaion, Orta Yunanistan'da bir bölgede yaşayan usta bir avcı ve Thebai prensidir. Birgün ormanda avlanırken tabiatın, avcılığın ve bakireliğin tanrıçası Artemis'in perileriyle birlikte kutsal bir derede yıkandığını görür. Onu izler.
***
Çıplak bir halde yıkanan Artemis, mahremiyetinin çiğnenmesine çok öfkelenir. Su fırlatarak Aktaion'u cezalandırır. Usta avcı bir anda geyiğe dönüşür. Aktaion'un av köpekleri, geyiğe dönüşen sahiplerini tanıyamaz. Üzerine atılıp onu paramparça ederek öldürürler.
***
Burada tanrıların alanına girmekle insanın, metaya dönüştürmeye çalıştığı tabiatın alanına girmesini beraber düşünmeliyiz. Artemis'in fırlattığı su, derelerin vurucu selle modern şehirlerde taşkına dönüşmesidir. Birinin yatağını işgal etmek, mahremiyetine halel getirmektir.
***
Tanrı'yla ilişkisini koparan körleşmiş modern insan, tabiata ilâhî şahitliğin eseri olarak bakmıyor. Modern kapitalist zihin, Aktaion gibi kendini avcı olarak kodluyor ve temiz, bâkir olan (Artemis) her şeyi endüstriyel metaya dönüştürdükçe/avladıkça iktidar devşiriyor. O iktidar, fonlanarak kontrolsüzce büyüyor ve sonunda Aktaion'un köpekleri gibi sahiplerini ve her şeyi yiyor. 
***
Bugün su taşkınları, fon azgınlığı gibi örnekler, kapitalist sistemin işleyişinde hiçbir mâninin/engelin olmadığını açığa çıkarmıştır. Yapacağını yapmaktan onu men' edecek ne bir fâil ne de kurumsal bir mekanizma vardır! Bilakis her şey onun işlemesi için çalışmaktadır. Memnu/yasak olan, onun yaptıkları değil, kısıtlanmasıdır.
***
Uzmanlar, İstanbul'da, 168 ana derenin yalnızca 60’ı doğal kaldı. Derelerin yüzde 80’i yerleşimle iç içe geçti, diyor. Cendere, sıkışmışlık işte burada. Cendere Vadisi'ndeki yeşil havzayı kimler konut ve rant merkezine dönüştürdü? O tabiat alanlarını, o holdingler nasıl ele geçirdi? Kimlerin vesayetiyle? Bunların cevabı gayet açık: kendi etini yiyen Erysichthon, çocuğunun etini pişiren Tantalus ve hiçbir mahrem tanımayan Aktaion... Hepsi orada...
***
Ulusal ve uluslararası, her yerde câridir bu sistem... Ucu, onların kâr ilişkilerine dokunmadıktan sonra İsrail soykırımcıdır, Filistin mazlumdur. Yemen açlığa mahkûm edilmiş gariptir. Ama ne zaman sıcak para, enerji-ticaret ilişkileri üzerinden dönen mümteni yani geri durulması gereken alanlar hatırlatıldığında; kitleyi afyonlayan retorik, yerini piyasanın rasyonalitesine bırakır. Ambargo altındaki Yemen, SİHA'larla tarassud edilir.
***
Yapılacak ilk iş, onların zihniyet dünyasından mümteni/çekinen insanlar olmak... Sonra yapıp etmelerinden imtina etmek yani kaçınmaktır. Onlarla karşıt bir cephede olduğumuz her mecrada tasrih edilmeli. Yeryüzünü imar etmelerine dair her talepleri memnû/yasak görülüp her projeleri kadük bırakılmalıdır. Sonra gasp ettikleri her sahadan men edilmelidirler. Onlar, anlam dünyalarını sermayeciliğe tahvil ettikleri müddetçe dilleri, dinleri, ulusları ve hatta iki ayaklı olmalarının bile bir anlamı yoktur, aşağılanmalıdır. Çünkü onlar dünyanın her yerinde, her şeyi tahrip ederek yeryüzünü ifsat etmenin ideolojisine mensupturlar.
***
Men' bir dengedir. İnsanın aşırılıkları karşısında duran seddir. Allah kötü şeylere mâni olan el-Mâni'dir. İnsan da Allah'ın isim ve sıfatlarının tecelligâhı olan tabiata/âleme karşı halifelik rolü üstlenmiştir. İsimlerle eserler arasındaki bağ her geçen gün zayıflayıp koparılmaktadır. Dolayısıyla insanın rolü de unutturulmaya çalışılmaktadır. Önce bu rolü hatırlayıp zihinsel bir tecerrütle tıpkı Ashâb-ı Kehf gibi düşmandan imtina etmeli. Sonra her cephede, bir istiklal savaşı verilmelidir. İnsan olmak bunu gerektirir.

#men #imtina #sel #tabiat #kapitalist #cendere #modern #rant #fon

Yorumunuzu Ekleyin

Adı-Soyad
E-Posta
Yorum
İşlemin Sonucu
  • Yorumlar T.C. Yasalarına aykırı olamaz.
  • Hakaret içeren yorumlar, yayınlanmasa bile yasal mercilere iletilebilir
  • KVKK Kapsamında, bilgileriniz, yasal merciler hariç kimseyle paylaşılmaz.
  • Formda doldurduğunuz bilgiler ve IP adresiniz sisteme kaydedilir.
  • Yorumunuz onaylanıp yayınlandığında, sadece yorum, isim ve yorum tarih saati gösterilir.

YAZARIN SON YAZILARI

Tılsımı Bozulan Fon Yüzükleri (54)

Tılsımı Bozulan Fon Yüzükleri (54)

Mustafa Özbilge'nin yeni yazısı yayında...
Cep Aynası

Cep Aynası

Mustafa Özbilge'nin yeni şiiri yayında...
İmbat Rüzgârı Değil

İmbat Rüzgârı Değil

Mustafa Özbilge'nin son şiiri yayında...
İkarus'un Lâneti

İkarus'un Lâneti

Mustafa Özbilge'nin yeni şiiri yayında...
Asitler, Bazlar ve Küfürler

Asitler, Bazlar ve Küfürler

Mustafa Özbilge'nin çocukluk anılarından yola çıkarak güncel politik bir meseleye yaklaşımı...
Taceddin Dergâhı'ndan Enternasyonel Marşı Okunur mu?

Taceddin Dergâhı'ndan Enternasyonel Marşı Okunur mu?

Mustafa Özbilge'nin bir film üzerinden NATO'ya politik bakışı...

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Ağustos 2023 Güncel Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri, Taraklı Otobüs Saatler 2021, Taraklı Otobüs Tarifesi, Taraklı Sakarya ilk otobüs ne zaman? Taraklı - Sakarya Son Otobüs Ne zaman? Sakarya Taraklı İlk Otobüs Ne Zaman, Sakarya Taraklı Otobüs Saatleri, Taraklı Koop Otobüs Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.